Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: Burcu Beygu

Berlin in Berlin


 

 

 

Aslında Almanya' da ki tatlı sektörüyle ilgili bir yazı yazmam gerekseydi kesinlikle çok uzun ve iştah açıcı bir yazı olurdu ama ne yazık ki Onbirartı henüz böyle bir açılıma girmedi. Dolayısıyla bu yazıda Berlin' de kaldığım iki hafta boyunca tırmanışla ve şehirle ilgili genel gözlemlerimden bahsetmek zorunda kaldım. Berlin' de iki tane büyük tırmanış duvarı var; T- Hall ve Magic Mountain. Ben sadece T- Hall' de tırmandım. Burası aynı zamanda Yaman' ın çalıştığı duvar. T- Hall Magic Mountain' a göre hem daha küçük hem de daha ucuz. Ucuz dediğime bakmayın aslında, üç aylık üyeliği 200 Euro. Sadece boulder yapıcaksanız günlüğü 9, ayrıca spor rotalara da girecekseniz 14 Euro, haftasonları fiyatlar daha yüksek. Öğrenci indirimi yapıyorlar. Burası eskiden bir dans salonuymuş. Yaklaşık 20 m yüksekliğinde oldukça geniş bir yer. Tam ortada oldukça büyük tavana kadar, üzerinde spor rotaların bulunduğu 360o  rölyef bir duvar var. Kenarlarda gene tavana kadar mdf' den üzerinde spor rotaların bulunduğu duvarlar var. Boulder alanı bence çok iyi planlanarak yapılmamış çünkü camlarla arasındaki mesafe çok kısa. Ama duvarların eyimi oldukça iyi, üç tane odacık gibi düşünülmüş, ayrıca minderler çok kalın ve duvarın şekline göre kesilmişler. Her duvardaki rotalar basit, orta, zor ve çok zor olarak genel olarak derecelendirilmiş ve karşısında rotayı yapanın ismi yazıyor. Üst kat aslında giriş katı, oldukça geniş bir yer, barı ( şarap bira gibi alköl çeşitleri mevcut ), mutfağı ( yemekler ortalama 5 Euro civarında ), masaları ve aletli jimnastik için de çok büyük olmamakla birlikte bir alanı var. T- Hall' un Berlin dışında da şubeleri var, örneğin Münih' de, ki oranın inanılmaz bir yer olduğunu söylüyorlar. Salonu karı- koca bir çift işletiyor. Ayakkabı, kemer gibi tırmanış malzemelerini kiralamak mümkün. Duvarlardaki fotoğraflardan salonun ilk halinden şimdiki haline gelene kadar geçirdiği evrimi görmek mümkün. Ayrıca ekibin Reinhold Messner' le çekilmiş bir fotoğrafı da var. Zaten Messner' e her yerde rastlamak mümkün, hangi kitapçıya girseniz doğa sporları bölümünde onunla ilgili ya da onun yazdığı bir sürü kitap var. Almanlar için tam bir idol durumunda. Tırmanışa gelen insanların çok büyük çoğunluğu spor rotalarda çalışıyorlar. Boulder kültürü pek yaygın değil. Kolonlarını giymiş olarak hatta ekspresleri de takılı bir şekilde boulder bölümünde 15- 20 dakika takılıyorlar. Ciddi olarak boulder problemleriyle uğraşanlar da var ama iple tırmananlara göre sayıları çok az. Örneğin düzenli gelen bir Fransız bouldercıyla tanıştım; Nicholas. 30 yaşlarında, çok uzun süredir boulder yapıyor. Zaten Fransa' da ki evi Fountainbleu' nün çok yakınındaymış ( gerisini siz düşünün ). Sadece boulder yapıyor hayatında ipe hemen hemen hiç girmemiş. Oldukça disiplinli biri ve çok iyi tırmanıyor. Salon her akşam dolu. Her yaş grubundan insanı görmek mümkün. Özellikle ortayaşın üstü çok insan vardı. Haftanın belli günleri okullardan çocuklar kursa geliyor. Tırmanış orada çok yaygın ve benimsenmiş bir spor. Gelen insanların çok büyük bir kısmı sadece bunu bir hobi, bir çeşit spor aktivitesi olarak görüyorlar. Hepsinin yeterli malzemesi var, düzenli olarak geliyorlar, çok büyük çoğunluğu top rope tırmanıyorlar. Tabi burada malzeme edinmede bizle karşılaştırıldığında ekonomik avntajları ön plana çıkıyor. Atölye' ye o dönem gelmiş olanlar bilir, yarışmadan sonra Almanya' dan üç kişi gelmişti. Onlardan ikisi Fabian ve Ramin T- Hall' de çalışıyorlar. Orada tekrar konuştuğumuzda İstanbul' dan çok etkilendiklerini çünkü insanların çok büyük bir azimle antreman yaptıklarını ve boulder da da oldukça iyi olduklarını düşündüklerini söylediler. İyi tırmanışçılar Berlin' de yaşamıyor, kaya neredeyse orayı tercih ediyorlarmış. Özellikle Münih' te oldukça iyi tırmanıcı olduğunu söylediler. Yaman' ın anlattığına göre bir de tırmanış takımları geliyor. DAV' ın ülke çapında bir sürü şubesi var ve gençler çok küçük yaşta takımlara girebiliyorlar, ayakkabı gibi tırmanış malzemelerini hep sponsorlar karşılıyor. Düzenli olarak kayaya ve salona geliyorlar. Dolayısıyla 17- 18' in de de 9 çıkıyorlar. Şehirde ki parklarda boulder blokları görmek mümkün. Sonuç olarak insanların ellerinin altındaki imkanlar çok iyi. Tırmanışa istekli olan birinin orada kendini geliştirmemesi için hiç bir neden yok bence. Şehirden bahsetmek gerekirse oldukça pahalı. Normal bir Alman vatandaşı için de pahalı bir şehir. Eskiden böyle değilmiş ama Almanya' nın ve Berlin' in ekonomisi son zamanlarda kötüye gidiyormuş. Ama batıya gittikçe  pahalılığın daha da arttığını söylediler, örneğin Münih çok daha pahalı bir şehir. Berlin'de ulaşım çok rahat ama ucuz değil; iki saatlik biletler ( her türlü ulaşım aracında geçerli ) 2,50 Euro, haftalık biletler 24,50 Euro. Dışarda yemek yemek de pahalı sayılır. En ucuz ve doyurucu yemek döner ( Türk' ün Türk' ten başka dostu yok ), dürüm döner 2,50 Euro. Zaten her sokakta en az iki tane dönerci var. Biralar lezzetli, fiyatları da dışarda içecekseniz 2,50 Euro' dan başlıyor. Havaalanına ayak bastığınızda hiç yabancılık çekmiyeceksiniz çünkü her tarafta Türkler var. Şehirde de kendinizi evinizde gibi hissedeceksiniz çünkü her yedi kişiden biri Türk. Kaldığınız süre boyunca sadece Türkçe konuşarak idare edebilirsiniz abartmıyorum.Küçük bir tavsiye de, yurtdışına çıkacaksanız ve öğrenciyseniz mutlaka uluslararası öğrenci kartı çıkartın kalacağınız hostelde ya da ulaşımda faydasını görebilirsiniz.


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.