| Editörümüz der ki... |
|
Türk Spor Tırmanışına ‘Sporcular’ Aranıyor! |

Sene 2000. Bulgaristan’da yapılan Balkan Spor Tırmanış
Yarışması’na İstanbul’dan yaklaşık on tırmanıcı
katılmışık. Resmi prosedürleri orada yaşayan yakın
arkadaşımız, ‘efsane tırmanıcı’, Metin Mussov
halletmişti.
Gerek yarışma, gerek tırmanış ortamı, gerek kayadaki
rotalar, yenilikler tırmanış hayatımıza birçok şey
katmıştı. Öğrendiğimiz her yeni şey, aynı zamanda Türk
spor tırmanış havuzunda birikiyordu.
Yarışmada aldığımız sonuçlar bizim için ümit vericiydi.
Gelecekte yapabileceklerimizin hayaliyle
heyecanlanmıştık. Aramızda para toplayarak ‘Reis’le
görüşmek üzere iki kişi seçmiştik: Öztürk ve ben…
Amacımız federasyonun bizi sahiplenmesi ya da adil bir
seçmeyle yurtdışındaki yarışmalara göndermek üzere bir
takım oluşturmasıydı. Hatta ‘ciddiyetimizin’ göstergesi
olarak hazırladığımız bir takım dosyaları da yanımızda
götürmüştük.
Uzun konuşmalar, münazaralar ve bardak bardak çayların
üzerine çıkan sonuç kesin ve netti: Sıfır (0)!
Görüşmeden sonra Selo’nun (şu bizim Kusursuz Fırtına) da
katılmasıyla Hüzseyingazi’ye koşup günün kalan kısmını
güzel bir boulder problemiyle geçirmiştik…
Sene 2006. N’oldu? Hayalimiz gerçek oldu. Hem de daha
bastonla yürümeye başlamadan!
Bürokrasinin yavaş işlemesi, bir Türk için çok da
sıradışı bir tablo değil…
Şimdi yapılacak şey açık ve net; geçmiş ve hayal dünyası
arasında sendelemeden, sıkı bir şekilde çalışmaya devam
etmek. |