Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: Zeynep Tantekin - Recep İnce

GREY WALL


 

 

Varlığını Öztürk’lerin sitesinden öğrendiğimiz Grey Wall oldukça uzun bir zaman diliminde bize yüzünü göstermedi. Çatala her gidişimizde gözlerimiz hep onu aradı. Bir yandan çataldaki rotaları çıkarken diğer yandan da, elimizde dürbün hep onu aradık yukarılarda. Parlayan bir şey, bir bolt parçası görmekti umudumuz ama olmadı. Bir türlü göremedik. Bulunduğumuz yerden olası rotanın dibine gitmek için uzunca bir çarşak ve kaya karışımı bir kulvarı tırmanmak gerekiyordu. Arkamızda Fransız rotalarını bırakıp da bu kulvarı bir türlü çıkamamıştık, bir yaz boyunca. Çatalda rotaların dibindeydik. Havanın birazcına bozmasıyla, fırsatı yakalayıp kendimizi bu kulvardan çıkar halde bulduk. O uzunca dediğimiz kulvarı 15dk gibi kısa bir sürede bitirdik. Şimdi işin zor kısmı vardı önümüzde; kocaman bir kaya denizinde ufacık bir bolt parçasını bulacaktık. Evet internet ortamında bu rotanın varlığı biliniyordu. Ama onun haricinde hiç kimseden duymamış, işitmemiştik. Dahası yıllardır biz bu rotanın altından geçip duruyormuşuz da haberimiz yokmuş. Pek az kişinin adını telaffuz ettiği bu rotayı aramaya kulvarın sonundan sağa doğru yürüyerek başladık. Bir takım kaya bulaklarını geçtikten sonra büyük bir mağaranın önünde durduk. Bir an Geyik Bayırı’nda mıyız? Hissine kapıldıktan sonra burayı çabucak geçip Arpalık Yaylası’na çıkan vadi yönünde ilerlemeye devam ettik. Fazla uzun sürmedi. Ve ilerlediğimiz patikamsı yol, vadiye inen büyük kaya duvarları ile son buldu. Gözlerimiz rotanın ilk boltunu ararken yorgun düşmüştü ve hayal kırıklığına uğramıştık. Artık 5-10 metre ilerdeki son düzlüğe bakarken, acaba olabilir mi? Düşüncesi ile ve umutsuzca bu metreleri katettik ve sonuç! Tamda bu iş buraya kadar ne rota ne bolt hiçbiri yok  dediğimiz bir anda ilk boltu gördük. Bu ne kadar ilginç rota başlangıcı diye düşünürken, epey uzakta ikinci botluda gördük. Artık iyi bir yağmur başlamıştı ve biz rotayı bulmanın heyecanı ile oradan ayrılmak istemiyorduk. Uzun süredir aradığımız şeyi bulmuş ve çocuklar gibi sevinmiştik. Biraz daha kalmak istiyorduk ama heyecanımızı yarıda kesip yağan yağmurla beraber aşağıya indik. Tabi kafamızda binbir türlü soruyla. En kısa sürede gelip burayı denemeliydik. Çünkü yukarda koca bir bilinmezlik vardı. İlk ip boyu nasıl? Kaç bolt var? İkinci ip boyu nasıl gidiyor? Ne yapacağız, ne edeceğiz? Derken asıl soru geldi: Acaba çıkabilecek miyiz? Bu soru rota bitinceye kadar bizi hep meşgul etti, peşimizi hiç bırakmadı hiiiç!

^^^^^^^^^^^^^^

Mümtaz’ın gelişi ile yemek stratejimiz değişmişti, mutfağımız 2 aydır görmediği protein rejimi gördü. Biz komşunu bahçesinden aşırıp pişirdiğimiz taze fasulyelerle mutlu ve sırım gibiyken, Mümtaz’ın muhteşem pizzaları, omletleri ile tombikleşmeye başladık. Elim yemeklere uzanırken, “Aman ne de olsa tırmanacak, harcayacaktık, hem protein bize de gerekli, hem de güzel” deyip avundum.

Ben tembel-tembel hamakta düşüncelere dalarken Recep evin bitmez tükenmez inşaat işleri ile uğraşıyor, eve gelen sportçuları da çalıştırmadan bırakmıyordu. Harç kar Mümtaz, ağaçları bu da Fikret, boş durma Uğur… Ve ben, beni görmez umuduyla bahçede ya da mutfakta reçel deneyleri için evdeki tüm şekeri harcayarak saklanmayı deniyor, ama her seferinde fark edilip işçilere aş, kahve servisiyle görevlendiriliyorum. Sanırım kayada mesai daha az yorucu ve de daha özgürce…

Sonunda hava bize acıdı ve açtı. Bizde protein doktoru Mümtaz’ı da kandırıp Grey Wall’ dayız. Fotoğraf makinesi, kamera (recep yine film peşinde), malzemeler, ayakkabılarla, dolu çantalarla rota için hazırız. Ama iniş tereddütleri bizi meraklandırıyor.

Fransızların rota tarzını ve bolt aralarını bildiğimden titreyerek giriyorum, ağır ve hassas tırmanıyorum ve istasyondayım. İstasyondaki çok eski ve şişmiş ip bizi hamallıktan kurtarıyor. Çünkü rota üzerinden inebilecektik.

Mümtaz ve sıra assolistimiz Recep iki ip boyunu kuğu gibi süzülüp birkaç uzun düşüş ile bitirdi.(İşin antrenmanının kürek sallamak olduğuna kesinlikle inanıyorum)

Bizde uçarak Recep’in yanına geliyoruz. Rota üzerinden dört inişle çantalarımızın yanındayız. Güneş batmak üzere ve Aladağlar yine kızarmakta…

“Bugün protein almamız lazım abi çok çalıştık, çok yorulduk” diye söylenen Mümtaz’ın menüsünü, yeni projeleri Aladağlar’ da yaşama yüzünü merakla bekliyoruz.

1.ip 40 m VI-     3 bolt + tek bolt istasyon

2.ip 40 m VI      4 bolt + tek bolt istasyon

3.ip 40 m VII-   7 bolt + iki bolt istasyon

4.ip 40 m VII+   6 bolt + tek bolt istasyon

Üç kişilik ekiple rotayı 6 saatte çıktık. İnişi aynı rotadan 4 ip boyu yaparak 2 saatte bitirdik. Yanınıza 1 adet takoz seti alırsanız iyi olur. Şimdiden keyifli ve temiz tırmanışlar.

1-     Rotaların istasyonlarına kilitli karabina ve sanayi karabinası bırakıyoruz. Bınları sadece iniş için kullanın. Kesinlikle top rope amaçlı kullanmayın.

2-     Kamp alanı dağ evinin arkası olabilir. Haziran ayı dışında gelirseniz suyunuzu taşımak kaydıyla çataldaki kamp yerine çadır kurabilirsiniz. Dağ evi çatal arası 15-20 dakika sürebilir. Çataldaki kamp yeri en az dört çadırlıktır.

3-     Çataldan 19 ve 20 numaralı rotalara 20-25 dakikada ulaşabilirsiniz.

4-     Fransız rotaları olarak bilinen F1-F8 arası sekiz adet rotanın detaylı açıklamasını Takoz’un 16. sayısında Doğan Palut’un 8+1=Çatalda Tırmanış isimli yazısında bulabilirsiniz.

5-     Önceki yıllarda boltları kırılan Paşa Paşa rotasının boltlarını tekrar yeniledik. İyi tırmanışlar.

6-     Önemli Uyarı: Lütfen tuvaletinizi rotalardan uzağa yapın ve mutlaka gömün.

7-     Alpin Spor rotaların ilk çıkışları zor ve düz yüzeylerde bolt, çatlaklarda takoz ve friend kullanılarak yapılmıştır. Lütfen sikke kullanmayınız.


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.