| Yazı: Doğan Palut |
|
Büyük
Mangırcı Tırmanışı |

Doksanlı yılların başlarında
Federasyonla faaliyet yapmış bir arkadaşımın, ‘süper
Romen tırmanıcıların’ yedilik (VII) bir çatlak rotası
çıktıklarını iddia ettiği Büyük Mangırcı Duvarı oldukça
ilgimi çekmişti. 1994’de Batur’la birlikte, zihnimde
uyanan bilmeceyi-süper tırmanıcıların rotası nasıldı?-
çözmek üzere İstanbul’dan yola çıktık. Duvar
Sarımemetler’den oldukça etkileyici gözüküyordu.
Suda taşıyarak Filiz’le (Demirayak) birlikte üçümüz
duvarın dibine süzüldük. Oldukça heyecanlıydım, ilk defa
yakın tarihlerde tırmanılmış bir duvar rotasına
girecektim. Doğrusunu söylemek gerekirse bugüne kadar
pek az rotaya böylesi bir heyecan ve vakarla yaklaştım.
Duvarı inceledik ve olası hattı kestirip ertesi gün
roketledik.
Romenler nereden çıkmıştı? Yedilik pasajlar neredeydi?
Tırmandıkça soruların yanıtlarını bulmak yerine,
kendimizi rotanın kollarına bıraktık. Ancak, duvarı
bölen büyük otlu setin hizasına gelince, solumuzda kalan
uzun ve zor çatlağın heriflerin tırmandığı olası hat
olabileceğini düşündük. Bu çok zor gözüküyordu ve kendi
doğal hattımızı takip ettik.
Gerçekte böyle bir rota çıkılmış mıydı? Ortalıkta bu
rotaya ilişkin bir kaynak olmadığı için bunu hala
bilmiyorum. Fakat rotamızın ilk kilidi olan pasajda bir
sikke bulmuştuk (büyük ihtimalle iniş yapılmış), ama
sanki bu, sağa sola girip püsküren bunu da kimselerle
paylaşmayan bizim Türklerin bir marifetine benziyordu.
Rotayı tamamladık; beş derecelik pasajlar, sağlam bir
duvar, Romenlerle ilgili silik düşler, iyi bir rota
hattı!
Bu
çıkışı hiçbir yerde yayımlamadık. Aradan dokuz sene
geçti, bu sefer duvara, yeni bir rota açmaya Tunç’la
geldim. Cıngıllı Beşik Kuzey Batı Sırtı’nı henüz
çıkmıştık. Bu rotanın dönüşünde duvarı bol bol inceledim
ve seçtiğim belirgin iki rota hattını Tunç’a önerdim.
Cıngıllı’da beşik salladıktan sonra bir gün dinlenme
koyduk. Bu günde de boş durmayıp Sarı’daki bazı
geleneksel rotaları fırçaladık, yedi desem!..
21
Haziran’da rotaya girdik. Rotanın dibine gittiğimizde
önümüzde iki alternatif rota hattı vardı, rotayı ben
seçecektim. Bir tanesi derin bir çatlak-baca hattıydı,
diğeri ise son derece belirgin yükselen, duvar yüzüne
yapışık bir sırt hattı (bu tip hatlara literatürde
pillar-pfeiler deniliyor, biz çıkış sonrası tanımlamada
‘mahmuz’ terimini kullandık). Çatlak-baca hattının
girişi, bir tıkaç kayanın tavanıyla başlıyordu, bu
kısmın üstü ise bir süre yayla düzlüğünde giden,
bütünlüksüz bir yapı sergiliyordu. Direk soldaki sırt
hattına yönelip giriştik. Giriş acemileri ısıracak bir
zorlukta.
Dördüncü ip boyunun girişine geldiğimde ise dokuz sene
öncesinin bir benzeriyle karşılaştım; bir babaya perlon
dolayan çomarlar, tırmanışın zorlaştığı yerden aşağıya
püskürmüşler! Güzel bir cimnastikle sağlam kayada
nalçaları parlattık! Tırmanış hattı, Cıngıllı’daki
hüsranımızın acısını alırcasına sağlam kayada son derece
dik ve ekmek vererek yükseliyordu; boş yok! Serbest stil
ve tıkaçlarla(takoz) gör-çık(On fight!) hessabı
semirttiriyorduk(Geçmiş yıllardaki free sololarımı
hatırlıyorum da!..25 yıl!!).
El
Capitan’ın yekpare duvarlarını çağrıştıran(sanki gittik
tırmandık!) 10. ip boyu, enfes bir mimariyle önümüzde
dikildiğinde haş haş çekip zikir yapan cavlaklar gibi
coştuk. Yaylı takozları(Friend) paralel çatlağa tıkaç
yaparak zayıf ayak yükseldim, istasyonun bulunduğu nokta
dokuz senede iyi bir dikliğe ulaşabildiğimi sanki bana
anlatıyordu ve savrulduk!..
”Geeel!”
Bir
değerlendirme yaparsam: Mimarisi etkileyici, modern bir
teknik zorluğa sahip, rota bulmanın zor olmadığı
belirgin bir hat! Orta seviyeyi aşmış, deneyimli ve
teknik gücü iyi tırmanıcılar için geliştirici nitelikte
bir rota. Dağlarda yedili dereceleri telaffuz etmeden
çıkılması gerekli, altılı derecelerin en uç zorluğuna
sahip, ip boylarının çoğunun kayda değer zorlukta
olduğu, serbest ve temiz(yalnızca takoz ve perlonla)
çıkılıp derece değeri verilmiş bir hat! İniş kolay,
ulaşım kolay, rota sağlam! E ne duruyorsun:’.ala
vursaana! .ala vursaana!’. |