Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: Jale Kurtuluş

Rota Bekleyen Boulder Bölgesi


 

 

Bu resimlere bakınca Türkiye'de kim bilir keşfedilmemiş kaç tırmanış cenneti var acaba diye düşünüyorum. Tırmanmak, rota hazırlamak, bolt noktalarına karar verip döşemek, rotanın ilk çıkışını yapmak, peki ya yeni tırmanış alanları keşfetmek, bu alanları tırmanışta gönül birliği kurmuş dostlarla paylaşmak, sizce de kaya tırmanışının keyifli bir parçası değil mi?

 Ocak 2004'te Uğur'la Antalya'dan bir motor kiraladık.  Bir daha ki sefere bende kesin kullanabiliyor olacam. Amacımız, Akdeniz kıyısında tarihi alanları görüp, kıyılarımızdaki güzelliği öğrenmekti. Hep tırmanış, hep tırmanış olmaz ki!!!

 Antalya'ya gidince, Züleyha ile Öztürk'e uğramamak mümkün mü? Biz de motor'a alışmak ve kaya tırmanışının gönüllü dostlarının hatırını sormak için Geyikbayırı’na çıktık. Antalya'ya dönerken bu iki macera tutkunu ile bir sonraki sabah buluşup, dört kişi, iki motor Faralya'ya gitme kararı çıkmıştı.

 "Türkiye'nin Kaya Rotaları" kitabında Öztürk'ün hazırladığı sayfaları inceleyenler bilir, şimdilik sert 8 tane rota var. Uğur ve ben fazlaca Turist modunda olduğumuz için, Züleyha ve Öztürk'ün tırmanışlarını seyrettik. Bir ara Öztürk, Faralya'dan yukarı köylere giden yol üstünde boulder potansiyeli olduğunu tahmin ettiği bir bölgeden bahsedince, atladık motorlara ve yol almaya başladık. Geniş bir alana yayılmış kaya kütlelerinin arasına Öztürk, Uğur ve Züleyha'nın heyecanla dalmalarını görmek çok zevkliydi. Ne yazık ki kayaların altı temiz olmadığı için, içimiz burkularak alandan ayrıldık.

 George House'da yemek sonrasında sohbet ederken Öztürk bize, İzmir Muğla yolu üstünde, Armağan ve Süleyman'ın dikkatini çeken bölgeye keşfe gitme önerisinde bulundu. Mevsim kış, Tv'de haberler yağmur olasılığından bahsedince, ekip ikiye bölündü. Züleyha ve Öztürk'ü yetersiz ekipmandan dolayı geri de bırakıp biz Uğur'la Muğla'ya doğru yol almaya başladık.

 Muğla'yı geçtik, Yatağan'ı geçtik, bir anda binlerce yuvar kaya parçaları görmeye başladık, durmadık yolumuza devam edelim bu kayalar nereye kadar gidiyor bakalım dedik. Kilometreler boyunca sağımızda solumuzda bizi çıldırtan güzellikle manzaralarla karşılaştık. Sonunda hepsinin arasından sıyrılıp Eski Çine'ye vardık. Bir benzin istasyonunda mola verdik. Dünya turuna çıkmış biri kadın ( Transalp) biri erkek (Africa Twin) iki Hollandalı ile sohbet edip yemek yedik. Sonra onlar depoladıkları enerji ile Çeşme'ye doğru, bizde tekrar gerisin geri Yatağan yönüne gittik. Nerede dursak keşif yürüyüşü yapsak, köylerden kaya diplerine kadar giden motorla girebileceğimiz patika yollar var mı acaba diye bol bol arandık. Sonunda ana yol üzerinde büyükçe bir cebe motoru park ettik. Bakır eşya satan amcaya tüm eşyalarımızın yüklü olduğu motoru emanet ettik ve kendimizi patika yoldan aşağıya saldık.

 Bloklar bizi çok heyecanlandırdı, kamp alanı da, su kaynağı da tamam. Kayalar git git bitmiyor. Tamam dedik bir alanımızı bulduk, sadece köylü ile iyi geçinmek lazım, sanırım arazi sahipleri belli, kaynaşmayı artık bir daha ki sefere gerçekleştiririz. Döndük motorun yanına, hava kararmadan Dalyan'a dönmemiz gerekiyordu. Yol boyunca en az 5 defa daha durduk, giderken gözümüzden kaçan her bir alanda fotoğraf çektik. Aynı kaya yapısı ile dolu inanılmaz bir vadi sistemi var, oralara inen kesin bir köy yolu vardır, ama bizim zamanımız yetişmedi. Bir daha ki sefere, belki hep beraber gideriz. Belki siz gidersiniz!!!? Biz de böylece yeni yazılar ve resimleri bu dergi de okuma fırsatı buluruz.


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.