| Yazı: J.
Achey Çeviri: Yaman Özakın |
|
Plato
Savaşları |

Ah şu
lanet plato. Bir süre boyunca her hafta sonu gelişim
demekti. İşler kolaydı. Şimdi olduğunuz yerde takılıp
kaldınız. Antrenman salonuna koşma zamanı mı geldi
yoksa?
Eğer
tırmanıştaki performansınız artık yükselmiyorsa, kampus
tahtalarına, halterlere ya da tırmanış salonlarına
koşturmadan önce zihninizi kontrol edin. Kuvvetinizi
artırmak bir sonraki zorluk derecesine ulaşmanızı
sağlayabilir ancak buna mecbur değilsiniz.
Aslında
daha fazla kuvvetle daha kötü tırmanabilir ve buna
rağmen başarılı olabilirsiniz. Gelişmek bu değildir.
Daha da önemlisi antrenman yapmak, elinizden gelenin en
iyisini şu anda yapmamak için bir mazeret
olabilir. Aylar süreceğini bildiğiniz halde kendi
kendinize kaç kere “daha güçlü olmalıyım” dediniz? Bunun
yerine bir sonraki denemenizde bile yapabileceğiniz gibi
“daha iyi tırmanmalıyım” diyebilirdiniz. Rahatlamış,
mantıksız korkulardan arınmış ve konsantre olmuş bir
şekilde, eğer şu anki sınırınız 7 derece ise, yarın 7+
tırmanabilirsiniz.
40
kiloluk bir uzak doğu savaşçısı tuğla blokları kırarken
100 kiloluk bir yarma elini kırabilir. Siz malzeme
çantanızı kaldıramıyorken yaşlı bir teyze sıkışmış
torununu kurtarmak için bir arabayı yerinden
oynatabilir. Boşa harcadığınız kuvvetiniz antrenman
salonlarında çalışıp kazanabileceğinizden fazladır.
Üstelik bunun bir kısmını etkinleştirebilmek için
yılların uzak doğu disiplinine ya da adrenalin
salgılatan acil durumlara ihtiyacınız da yok. Fiziksel
antrenman bir noktaya kadar mantıklı da olsa genelde
tırmanışınızı geliştirmek için verimsiz bir yoldur.
Akıl Oyunları
Başarmamızı engelleyen unsurlar genellikle zihnimizdedir
ve her tırmanıcınınki kendine özgüdür. Benimkiler,
performansımın şaşırtıcı derecede düşük olduğu spor
tırmanışta etkindi. Bir rotayı ilk-görüşte
tırmanırken, bolt seviyesinin azıcık üzerine çıktığımda
aşırı derecede gergin ve korkak hale gelirdim.
Anlaşılmaz bir şekilde, yaralanacağımı düşünmememe
rağmen düşmekten korkuyordum. Ayrıca, bir rota üzerinde
çalışırken oldukça iyi tırmanmama rağmen iş rotayı
baştan sona bir seferde tırmanmaya gelince hevesimi
kaybedip başka bir rotaya geçmeyi istiyordum. Ancak
bunun nedeni ilk rotadan bıkmış olmam değildi. Nedense o
son çaba beni geriyor ve ben de bundan sakınıyordum.
Desiderata Zihinsel Gelişim Enstitüsü’nün
başı olan Nashville’li tırmanıcı Arno Ilgner’le yaptığım
görüşmeler, tamamen yeni görüşler kazanmamı sağladı.
Birbuçuk yıl önce Ilgner’in “savaşçı ilkelerinin”
temellerini antrenman bölümünde incelemiştik (Climbing
Magazine no. 176, Training). Kendisine çalışmalarını ve
görüşlerini benimle paylaşarak daha iyi tırmanmamı
sağladığı için bir kere daha teşekkür ediyorum.
İlk
olarak Ilgner’in fikirlerini bir gözden geçirelim.
“Savaşçının Yolu”nun temelinde sevgi ve korku temelli
güdüleri ayırt edebilmek yatıyor. Eğer motivasyonunuz
sevgi kaynaklıysa, yani olaya olan tutkunuzdan
geliyorsa, her şeye açık, maceracı ve kendimize güvenli
oluruz. Genellikle yeni başladığımız aktivitelerde olaya
yaklaşımımız sevgi kaynaklıdır. Ancak deneyim kazandıkça
karmaşık bir zihinsel yapı kurar, kendimize hedefler
belirleriz. Böylece korku kaynaklı motivasyon ruhumuza
sızmaya başlar.
Eğer
başarma güdünüz korku kaynaklıysa temel kaygınız,
yaralanmadan kaçınmak yerine başarısızlık ve küçük
düşmek gibi zihinsel durumlardan kaçınmak olacaktır.
Karamsar ve korku kaynaklı bir zihin yapısı sizi gergin
ve her an vazgeçmeye eğilimli yapacaktır. Bu durumda da
ya saldırgan ya da çekingen tırmanacak ve iki şekilde de
gerçek potansiyelinizin oldukça altında olacaksınız.
Zihninizi Kontrol Edin
Tırmanışınızı baltalayan korku kaynaklı güdüler
zihninizin karanlık köşelerinde saklanıyor. Bu yüzden
ilk savunma hamleniz bu güdülerin farkına varmak
olacaktır.
Fiziksel farkındalıkla başlayın. Duruş şekliniz
–vücudunuzu nasıl taşıdığınız– zihinsel durumunuzu da
etkiler. Eğer kambur duruyorsanız, çenenizi yukarı
kaldırıp omuzlarınızı geriye çekmeyi ve tırmanışınız
süresince bu duruşunuzu korumayı deneyin. Kendinizi
anında daha enerjik, kendine güvenli ve etrafınızda
olanların farkında hissedeceksiniz.
Aynı
zamanda o andaki “iç konuşma”nıza da dikkat edin. Kendi
kendinize “yapamayacağım, kollarım çok şişti” demek
yerine “devam edebilirim hala gücüm var” deyin. Bunlar
sadece laftan ibaretmiş gibi gözükse de bilinçaltınız
bunlara inanacaktır. Sadece bu aşamadaki başarınız bile
yarım derece daha iyi tırmanmanızı sağlayabilir.
O anki
durumunuzun farkında olup ona göre tepkiler vermek de
sorumluluk almanızı kolaylaştıracaktır. Gerçekleri kabul
edip düşüncelerinizi buna göre yönlendirin. “keşke şu
tutamak daha iyi olsaydı”, “keşke daha güçlü olsaydım”
ya da “ah şu boltu biraz daha yükseğe çakmış olsalardı”
gibi düşüncelerin size bir yararı yoktur. Bunlar o anda
değiştirilemeyecek şeylerdir. Durumu olduğu gibi kabul
edin ve karşınızdaki meydan okumayı aşabilmek için
mantıklı çözümler arayın.
Farkındalık, kendinizi başarı kazanmak yolunda
değiştirmenin ilk adımıdır. Tırmanırken kendinizi gergin
hissederseniz o anki durum hakkında bilgi edinin.
Sonraki dinlenme tutamağı nerede? Sonraki bolt nerede?
Muhtemel düşüş uzunluğu nedir? Bu düşüş güvenli midir?
Bir kez gerçekten tehlikede olup olmadığınızı
anladığınız zaman hayali korkularınızın etkisi azalmaya
başlayacaktır.
Sürecin Mücadelesi
Sık rastlanan bir zihinsel hata da tırmanışın kendisi
yerine rotanın tepesine ulaşmaya değer biçilmesidir. Bu
yanlış ancak yaygın düşünce yapısında kişi, bir rotadaki
en güzel ve en zor hamlelere sadece yoluna çıkan
engeller gözüyle bakar. Bu olumsuz anlayış tüm tırmanış
olayını anlamsız kılar.
Bunun
yerine vermeniz gereken mücadeleyi, sonuca ulaşmak için
aşılması gereken bir aşama olarak görmek yerine amacın
kendisi olarak değerlendirin. Muhtemelen tırmanışa yeni
başladığınızda böyle yapıyordunuz; mücadelede bulunmak
ve elinizden gelenin en iyisini yapmak sizi tatmin
ediyordu. Zorluk ifade eden anlamadığınız bir sayının
sizin için önemi yoktu. Anlayışınızı bu yönde yeniden
şekillendirdiğinizde motivasyonunuz saf, basit ve doğal
olacaktır. Hem bu sayede çaba harcadığınızı düşündüğünüz
her zaman kendinizi başarılı hissedeceksiniz. Rotanın
tepesine ulaşamadan düşmeniz başarısızlık anlamına
gelmeyecek. Bunun yerine kendinizi zorlayıp güçlükleri
aşarken öğrendiklerinizle ilgileneceksiniz –anlamsız bir
taş yığınının tepesine ulaşmakla değil.
Amacınızı bu yönde değiştirmenin gizli bir yararı daha
var. Eğer bu çabalamadan zevk alır, her kilit hamleyi
olduğu gibi kabul eder ve tüm dikkatinizi vererek
çözmeye çalışırsanız, o anlamsız taş yığınının tepesine
ulaşabilme ihtimaliniz, aklınızı oraya takarak
tırmandığınızdakinden daha fazla olacaktır. Mücadelenin
sonuna ulaşmayı o kadar umursamazsanız onun üstesinden
gelmeniz daha kolay olacaktır.
Sorunlarınıza Çözümler
Aşağıda, Ilgner’in çeşitli seviyelerden onlarca
tırmanıcının tırmanışlarını inceleyerek ortaya çıkardığı
bazı genel hatalar var.
Baskı Altında mısınız? Tırmanıcılar gerginken
olumsuz dikkat dağıtıcı düşüncelerin akınına uğrarlar
–“yapamayacağım, bu çok zor, sonraki bolt çok uzakta,
tutamaklar çok ufak, kollarım çok şişti.” Aslında bu
mesajların hiç biri doğru değil. Bunlar aklınızın sizi
vazgeçirme ve gergin bir durumdan uzaklaştırma
yollarıdır.
Bu
koruyucu ses aslında önemlidir –hayatta kalmanızı
sağlayabilir. Ancak alınan riskin ve verilecek
mücadelenin makul olduğuna karar verdikten sonra bu ses
sizin aleyhinize çalışmaya başlar. Sporcular arasında
böylesine dikkat dağıtıcı düşüncelere özellikle kaya
tırmanıcıları maruz kalır. Örneğin hareketin sürekli ve
hızlı olduğu kayaking’in aksine kaya tırmanışı, insana
düşünüp taşınmak ve vazgeçmek için bolca zaman tanır.
Ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığınız zamanları
hatırlarsanız bu olumsuz iç-konuşmanın olmadığını
hatırlarsınız. İşte bu konudaki başarının anahtarı bu
odaklanmayı daha ufak olan ve hayati olmayan
mücadelelerde de sağlayabilmekte.
Dağınık
dikkate karşı savaşmak için öncelikle durum hakkında
bilgi toplayın. Gerildiğiniz bir kilit hamledeki
davranışınızı gözlemleyin. Bunun için normal zamanda
yaptığınız türden bir denemede bulunup sonra bunu gözden
geçirin. Nasıl bir iç-konuşma olduğuna dikkat edin.
Gizlenmiş bir korku mu vardı? Bu korkunun kaynağını
bulabiliyor musunuz? “Ah keşke şöyle olsaydı” gibi
şeyler mi söylediniz? Becerilerinize güvendiniz mi? O
andaki davranışınızın ne olduğunu öğrenmek onu düzeltmek
yolunda atacağınız ilk adımdır. Bir dahaki denemenizde
karnınızdan, derin ve düzenli nefesler almayı deneyin.
Bu, dikkatinizi o ana toplayan ve beyninizin bir kısmını
ufak, ritmik bir işlemle çalıştıran eski bir numaradır.
Karından nefes almak gerginliği azaltır ve dikkatinizi
arttırır. Karmaşık bir karar vermeniz gerektiği zaman
yürüyüşe çıkmak gibi zihninizi berraklaştırır.
Kontrol Manyağı mısınız? Ilgner’in bulduğuna göre,
aslında bir çok tırmanıcı kontrol manyağı. Spor tırmanış
devrimi öncesinde popüler olan az emniyetli aletli
rotaların sebep olduğu “düşersen ölürsün” şartlanması
nedeniyle yaşlı geleneksel tırmanışçılar
ise en kötü durumda olanlar. Ancak ister zor spor
rotalara isterseniz güvenli aletli rotalara tırmanın,
fazla kontrol sizi en az gereğinden az kontrol kadar
engelleyecektir.
Ben de
bu geleneksel tırmanışçılardan biriydim ve Ilgner de
hemen bu konuya dikkat çekti. Yaptığı yorumlar biraz
utandırıcı olsa da faydasını çabucak gördüm. Beraberce
anlamsız düşme korkumun kaynağının aslında kontrolü
kaybetme korkusu olduğunu belirledik. Bir an sonra
uçabileceğimi bilerek tırmanmayı denemek benim için
fazla stresliydi. Bilinçaltım buna isyan ediyordu. Bu
ani geçiş anının tam zihinsel kontrolünü istiyordum.
Düşüşümün nerede ne zaman ve nasıl olacağının
kontrolünü.
Bunun
bir sonucu olarak ben de tekniğimi bu fazladan kontrol
ihtiyacını karşılayabilecek şekilde değiştirmiştim.
Kendimi tamamen dinlenmiş ve güçlü hissetmeden kilit
hamleleri denemiyor, tutamakları her ihtimale karşı
gereğinden fazla sıkıyor, ufak basamakları kullanmak
gibi hassas ama daha az yorucu tekniklerden
kaçınıyordum.
Zihinsel antrenman hakkında yazmak bir şey, ama bunu
uygulamak ise bambaşka bir şey. Eski alışkanlıklarımı
değiştirmek için basit, somut adımlar atmalıydım. Ilgner
“kararlı ol” tavsiyesinde bulundu. İlk kararım
ekspreslere asılmaktan vazgeçmek oldu. Tırmanışın
kilidine eskiden olduğu gibi tırmanacak ancak vazgeçmek
için ekspreslere asılmak yerine kendimi bırakıp
atlayacaktım. Kısa bir süre sonra boltun bir buçuk metre
üzerine çıkıp atlayabiliyordum. Bu çalışma beni düşmeye
alıştırdı ve bunun tırmanışım üzerindeki olumlu etkisini
hemen fark ettim. Bir kez düşmeye alıştıktan sonra
“düşme denemeleri” yapabilmeye başladım. Bu zihinsel
gelişme bile benim yarım derece daha iyi tırmanmamı
sağladı.
Tırmanıcıların daha rahat tırmanabilmeleri için
Ilgner’in önerisi daha hızlı ve dinamik bir şekilde
tırmanmak. İlk başta üstten-emniyetli
olarak çalışın. Doğaçlama ve umursamaz bir tarzda
tırmanın. Bu çalışma sırasında beklenmedik anlarda
düşmeyi deneyin. Bir kez bu fazla kontrol
alışkanlığınızı yıktıktan sonra bu akıcı tarzı üzerinde
çalıştığınız rotalarda da uygulayın.
Çıkmaz Sokak mı? Ilgner’in tırmanıcılardan en sık
duyduğu şikayet ise artık daha fazla gelişme
göstermedikleri zorluk düzeyi olan plato hakkında. Hoş
bir ödül olan zorluk dereceleri tükendiğinden plato zor
ve insanı sinir eden bir yer olabilir.
Ilgner,
“plato, tırmanıcının fazla çaba göstermeden kazandıkları
tükendiğinde başlar” diyor. “Fiziksel ve zihinsel olarak
sağlam olabilirler ama bir noktada ellerindekiler
tükenecek ve artık gelişme göstermediklerini fark
edeceklerdir. Bazı tırmanıcılar platoya sövüp sayarlar,
ancak insan asıl orada bir şeyler öğrenir.”
“Kendinizi aldığınız sonuçlarla değerlendiriyorsanız
plato korkunç bir yerdir çünkü burada o istediğiniz
sonuçları alamazsınız. Ve o sonuçlar sizi gaza getiren
şeyler olduğu için motivasyonunuz düşer.”
Platoya
gelene kadar dereceler arasında yükselirken, gerçekte
gelişme göstermiyor, sadece kendinizi tırmanış sporuna
alıştırıyor, doğal rahatlık sınırınızın sonuna kadar
giden kolay bir yolu izliyordunuz. Platonuzdan önce o
dereceler arasında yükselmek için temelden değişimlere
ihtiyacınız yoktu.
Platoyu
bir engel değil de bir fırsat olarak görün. Zorluk
dereceleri gibi size bir şey ifade etmeyen aşamalar
yerine gerçekten kendinizi geliştirmekle ilgilenirseniz
plato sinir bozucu değil aksine ilginç bir yer
olacaktır. Kendinizi sınırlayan alışkanlıklarınız
meydana çıkacak ve siz de onların üstesinden
geleceksiniz. İleride fiziksel gücünüz kaybolsa bile
zihinsel olarak kazandıklarınız kalıcı olacaktır. Yeni
dereceler önünüzde domino taşları gibi devrilmeye
başladığı zaman, durumunuzun keyfini çıkarın. Ancak şunu
da unutmayın ki gerçek bir ödül söz konusu olduğunda
şöyle zorlu bir plato kadar yararlısı yoktur.
|