Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: M. Schmitz Çeviri: Efe Onur

Spor Tırmanışın Yeni Prensesi: LIV SANSOZ


 

 

 

Konsantrasyon ve kararlılık Liv’in tipik yüz ifadesi.

Liv  Sansoz üç defa dünya tırmanış kupasını kazandı, bu sene Dünya Buz Tırmanışı Şampiyonasında da ikinci oldu ve kısa bir süre önce “Hasta La Vista” 8c / 8c+ (!!!)’yı yani bir kadın tarafından çıkılan en zor rotayı çıkmayı başardı… Liv’i gördüğümde umduğumdan farklı bir tiple karşılaşmıştım. Önümde ufak, zayıf, beklediğim kadar büyük olmayan bir insan vardı. Umduğum savaş makinesinin aksine, çocuksu bir kraliçe ile yüz yüzeydim. Ama, demirden istekleri ve çelikten sinirleri ile bu işi sonuna kadar zorladığı belli oluyordu. Yirmi üç yıldır hep en iyisini hedeflediği ve bilgeliğin sınırlarını zorladığı çok açık. Pozitif sürprizlerin çakıştığı noktadaki kız…

 

Tırmanışa nasıl başladın?

Ebeveynlerim hiç tırmanmazlar. On yaşımdayken sıkça kayağa, snowboarda giderdik ve Regis Roland’ın ‘Apocalypse Snow’ isimli filmi beni çok etkilemişti. Pistler sinirimi bozmaya başlamıştı ben de turlara katılmaya başladım. Böylece Dağcılık (Dağ Sporu) ile tanıştım. Pek çok kez yirmi metrelik iple boşlukta sallanmak zorunda kaldım ve rahat olmadığımı fark edince bir tırmanış kulübüne kaydolmaya karar verdim. Salonda başladık ve arkadaşlarla tırmanışlara gittik. On dört yaşında bir mopede iki kişi binerek (tüm ekipman cabası) pek bir ilerleme kaydedememiştik… Ama bir sonraki ilkbahar Calanques (Marseille-Güney Fransa)’de bir kamptaydık. Bu çok harikaydı ve süper bir deneyimdi! Böylece adım adım ilerledik.

 

Yarışmalara erken yaşta mı başladın?

Hayır, on üç – on dört yaşlarındaydım. Diğerleri altı yaşlarında başlamışlardı. Başlangıçta hiç iyi değildim. Sonra bir dünya kupasında sekizinci oldum, 3. Fransız Şampiyonasında. O zamanlar on altı yaşındaydım. Ailem uçak biletini ödedi Bulgaristan’daki Dünya Kupası’nda 4. oldum. Böylece Fransız takımına alındım.

 

Bir antrenörün var mı?

Başlangıçta birisi vardı, bana antrenman planlarını anlatırdı, ondan çok şey öğrendim. Ama 1996’dan bu yana nasıl işlediğimi, neler bildiğimi ve yapmam gerektiğini ve nasıl formda kalmam gerektiğini ancak baskı altında kalmamam gerektiğini biliyorum. İnsan zevk alarak ve sadece gerçekten istediğinde tırmanmalı. Bir ay boyunca tırmanıp, gelince salonda bir dünya kupasını kazanabileceğimi biliyorum. Tırmanış benim için çok kişisel. Fazla hırsa izin veremem. Öyle ya da böyle her antrenman sonunda ister istemez bir şeyler kazanıyorsunuz (gülüyor). O yüzden canım nasıl istiyorsa öyle yapıyorum.

 

Normal bir haftan nasıl seyrediyor?

Yarışma zamanı her hafta Dünya Şampiyonası oluyor. Dört gün antrenman ve üç gün sınav. Günde yaklaşık dört saat tırmanıyorum, sonra koşuyorum ve esniyorum.

 

Sence de, mental anlamda bakıldığında tırmanış satranca benzemiyor mu?

Kaya tırmanırken seni neyin beklediğini hiçbir zaman bilemiyorsun. Bu entelektüel bir varsayım. Nasıl konumlanacağını ve döneceğini, hızını ve nerede aşırı sıkman/sıkmaman gerektiğini bilmen gerekir. Bir noktada fiziksel olarak da tamamen zinde olmak şart. Kendini sakatlayacağını bilirsin ve hazır olmak için sürekli antrenman şart. Ama bu tüm sporlarda böyle.

 

Ama salon yarışmalarında tutamakları görüp stratejini belirleyebiliyorsun.

Evet, bir önceki tırmanıcıyı izleyebiliyor ve altı dakika boyunca rotayı inceleyebiliyorsun. Bir dürbün, kağıt ve kalem kullanabilirsin. Bu altı dakika içinde maksimum bilgiyi edinmeye çalışıyorsun. Zor pasajlarda konsantre olup(içinde “dinlenebileceğin” türden) klipleri düşünüyorsun. Sonra vücut hareketlerini, tırmanış ritmini tasarlıyorsun. Bu noktada aramızda stratejilerimizi tartışıyoruz. Bazı kızlar görselleştirip ona kilitleniyor, benimse pek çok çözümüm var ve kilide geldiğimde spontane birini seçip geçiyorum, bunu fiks bir şema ile başlamaktan daha mantıklı buluyorum.

 

Zihinsel antrenmanla hazırlanıyor musun (kütüphanede bazı psikoloji kitapları var)?

Psikoloji bölümünde okuyorum. İlk önceleri spor alanında çalışmayı düşünüyordum ama sonra fikrim değişti ve sosyal alanda bir meslek seçtim. Ama şu sıra ‘tırmanış’ hayatımdaki bir numaralı olgu. 1987’de zihinsel antrenman yaptım ama tecrüben sayesinde kendi tekniğini kazanıyorsun ve her olayda bir şeyler öğreniyorsun. Stresli bir olayla daha önce karşılaşmışsındır ve yenisiyle nasıl başa çıkacağını bilirsin. Daima dengeni bozacak beklenmedik olaylar da var tabii. Bunları da tecrüben sayesinde bertaraf edebilirsin.

 

Çok seyahat eder misin?

Şu sıralar evet. Daha az yarışmaya katılma kararı aldım. Sponsorlarım bunu anlayışla karşıladılar ve beni desteklediler. İnsan hayatındaki fırsatları her zaman göremiyor. Çünkü günlük, rutin işlerle boğuşmaktan göremiyoruz. Bir gün gözlerimizi açtığımızda: neden bilinmeyene bir adım atmıyorum diyorsunuz? Sonuçta bilinene geri dönmek her zaman mümkün…

 

Genelde yalnız yollardasın….

Evet, bu şekilde daha fazla insanla tanışıyorum ve süreyi biraz uzatmak istediğimde daha esnek olabiliyorum. Ama mesela Amerika’ya uçtuğumda zaten orada pek çok tanıdığım oluyor. Boulder’da iki ya da üç sene yaşamayı istedim. Kendimi orda çok rahat ve iyi hissediyorum.

 

Kısa bir süre önce çok özel ve zor bir rota tırmandın…

Amerika’da “Hasta la Vista”yı tırmandım: 8c/8c+. Bu, o zamanın bir kadın tarafından çıkılan en zor rotasıydı…

 

Tırmanıştan biraz daha bahseder misin?

Mont Charleston yaklaşık 3000 m. yükseklikte ve ABD’nin en meşhur tırmanış bahçesi. Delikli yüzeyler, iyi ve güzel şekilli tutamaklar, basamaklar iyi ama yok denecek kadar az. Burada 8b- Niveau’lerde 6c’lerden daha fazla eğleniyorsunuz. İlk gün 8’lerde iyiydim. “Infectious Groove” (8a), “Screaming Target”(8a+) ve “Ghetto Boys”(8a+) onsight olmasa da birkaç denemede oldu. Hasta la Vista’da ki zorluk bir yerde bir monodan çok daha yüksekteki iki parmaklık başka bir deliğe uzanmak gerekiyor. Tabi tüm bu hamleler tek ayakla! Diğer elliüç hamle kısmen zor veya cool kaçıyor. En son çok sert bir boulder problemiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Tam da zincirin(istasyonu kastediyor) altında! Hep aynı şey oluyor. Bir rotayı “çalışırken” parmakların hep aynı noktalardan zorlanıyor. En iyi günde bile, “Hasta la Vista”yı iki kez deniyorum. Kimi günler hiç deneyemiyorum bile, iyileşmeyi sağlamak için. En sonunda çözümü buldum ve bir el değişimi, ayak değişimi, blokaj ve rotaya hakim bir şekilde yükselmeyi başardım. Ama tam bu vakitte Salt Lake City’de ki bir yarışmaya gitmem gerekiyordu. Rotayı tırmanmadan buradan ayrılamazdım! Uçuşu ertelettik ve artık iki değil altı günüm vardı. Ama yine iki gün kala rotayı hala tırmanamamıştım ve çok kötü fırtınalar patlıyordu. Ertesi sabah içinde hava yağışlı gösteriyordu. Arkadaşlarım endişeli halimi anlıyorlar ancak yağmura da bir şey yapamıyorlardı. Uzun bir konuşma ile onları ertesi gün emniyetimi almak üzere ikna ettim. Yola çıkmadan en az bir iki deneme yapmak istiyordum. Sabah 07.00’de bir 6c ile ısındım ve sonra 7c ve en son “Hasta la Vista”. Yağmur dinmişti, hava hala nemliydi. Başladım, tırmandım, monoya geldim ve sittin seferinci düşüşümü yaptım LANET OLSUN(scheisse)! Üstüne bir de yağmur başladı. Beklemeye başladık ve yakındaki bir mağarada çalıştık. Güneş tekrar çıktı. Mono, ayak yüzeye bingo! İki parmağım delikte ve bırakmıyorum! Bacaklarım titriyor, konsantre olmalıyım. Her şey son boulder hareketine kadar çok hızlı ilerledi. Tökezliyorum, kayıyorum, kendime güvenim yok, hareketi yapamıyorum ve aşağı inip dinleniyorum. Üç ya da dört seferden sonra kollarım neredeyse eklemlerinden ayrılacaktı. Sabrım kalmamıştı ve kendi kendime dedim ki: “bir kez yukarı çıktığımda harekete tüm kuvvetimi verebilirim!” ve gerçekten sonunda olmuştu. Klibimi yaptım ve zincire girdim. Hakimiyetin verdiği mutluluk, o an beni izleyenleri fark ettim…

 

Başka hangi rotalara tırmanmak isterdin?

Belli başlı mitosu (mythos) olan rotalar var tırmanmak istediğim. İlla ekstrem olması şart değil, daha çok “Specialiste” (8b+) (Verdon). Bir duvar ve tek rota. O mekanı seviyorum. Ayrıca bayanlar için spesifik bir alan değil, aksine kuvvetli kollar ve ciddi fiziksel gerilim içeriyor. Ama kendimi bu uzunlukta(ip boyunda)görebiliyorum, hattı beğeniyorum, mükemmel doğal bir rota.
 

Hayalini kurduğun belli başlı rotalar var mı?

Evet, ama onları kendime saklıyorum (gülüyor)… Bölge olarak Calanques, Darne Schlucht ve Verdon.

 

Hangi kayadan yanasın?

Ben daha çok kireçtaşından yanayım. Gri kayadan pek hoşlanmıyorum.

 

Tırmanışta seni asıl cezbeden nedir? Tırmanışın kendisi mi yoksa seyahat etmek mi?

Bu kocaman bir bütün. Tüm dünyada tırmanma şansımız var, hep aynı duvarda tıkalı kalmıyoruz. Ayrıca tırmanışta ayrı bir hava var, çok fazla insanla tanışıyorsunuz.

 

Sence spor hangi yönde gelişecektir?

Bir yandan kurumların yapısı daha profesyonelleşecek, öte yandan da pek çok insan sporun sadece yarışmadan ibaret olmadığının bilincine vararak başka dallarda zevkle vakit geçirecek. Örneğin ben buz tırmanışında yarışıp yarışmayacağım sorulduğunda bayağı zorlanıyordum, “daha fazla yarışma mı?!” Sonunda şöyle bir karar aldım: Koşullar elverdiğinde Kanada’ya Eiskaskaden’a buz tırmanmaya gidecektik. Bir gün gerçek dağ turları yapıp Yosemite’deki büyük duvara tırmanacağım.

 

Hayatındaki en güzel anı anlatır mısın?

Çok var aslında! Tırmanış günlük hayatında hissedemeyeceğin şeyleri hissettirir. Hasta la Vista’nın sonunda aşağı inince anlatılmaz bir ruh haline sahiptim. Az kalsın ağlamaya başlayacaktım. Yarışmalarda seyircilerin çığlıkları, hele bir de rotayı bitirdiğindeki ruh hali bambaşka.

 

Hiçbir rotada korktun mu?

Önceleri evet, ama bir yerden sonra tek duyduğum ses “klik” ti ve her şey yolundaydı. Bazen tam düşeceğini sanarak tutamağa tüm kuvvetini verirsin ve kendi kendine “wow oluyormuş be” dersin. Çok derinlerden umulmadık bir enerjiyle kendini aşmayı başarırsın.

 

Kendin hakkında neler öğrendin?

Kendini çok daha iyi tanıyorsun, öğreniyorsun, kontrollü olmayı, duygularına hakim olmayı öğreniyorsun, sınırlarını tahmin edebiliyorsun. Tırmanıştan ve özellikle yarışmalardan edindiğim deneyimler benim için çok önemliydi.

 

Röportaj için teşekkür ederim.


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.