| Yazı:
Evren Karadağ |
|
Squamish |

Sabahın
erken saatinde yola koyuluyoruz. İçim kıpır kıpır…
Vancouver’ın şehir merkezinden tam bir saat sürüyor
araba ile yolculuğumuz …Elimde guide heyecanla bakarken
rotalara, arkadaşlarım gittikçe yaklaştığımızı haber
veriyor… Heyecan dorukta! Arabadan inerken
malzemelerimize bakıyorum da; crash pad, tırmanış
ayakkabıları ve magnezyum tozu… minimal ve hafif,
boulderin en güzel yanlarından biri bu diye içimden
geçiriyorum …
Heyyy!!
Gördüğüm an gözlerime inanamıyorum… Burası
gerçek mi? Yoksa ben öldüm de cennette miyim?… Etrafı
başı beyaza boyalı dağlarla
çevrilmiş, yeşili zümrüt olan bir ormandayım…
Farklı bitki örtüsünün sunduğu bambaşka bir hava
solumaktayım. Orman öyle kesin çizgilere sahip ki,
kartpostal gibi… Etraftan sanki her an şirinlerden
biri çıkacakmış gibi hissediyorum
Ormanda
ilerledikçe kocaman kaya blokları tüm ihtişamları ile
bizi tırmanışa davet ediyorlar. Üzerlerindeki toz izleri
bana kayaları süsleyen duvar resimleri gibi
gözüküyor…(böyle hissedince bir an kendimden
süpheleniyorum acaba kafayı mı yedim diye…)
Squamish…
Kanada’nın en populer ve en büyük tırmanış alanlarından
biri. Kanada’nın batı sahilinde kalan Squamish; spor
rotalardan, geleneksel rotalara, uzun duvar
tırmanışından özellikle çatlak tırmanışına ve
nihayetinde kısa kaya tırmanışına
(bouldering) imkan sağlayan bir tırmanış cenneti
diyebilirim. Kaya yapısının verdiği imkandan ötürü
çatlak ve geleneksel tırmanışın populer olduğu bu
bölgede bouldering hızla popularitesini artırmakta.
Kısa kaya tırmanışına 1950’lerin son ve 60’ların
erken dönemlerinde başlanmış olsa da ‘V’ sistemi ile
derece verilmeye ve rotaları kayıt etmeye 90’larda
başlamışlar. Özellikle de 1999 yazı Chris Sharma ve bir
grup Amerikalı tırmanıcının video filmi Rampage’in
çekimi için Squamish’e gelmesi bu bölgenin bouldering
tarihinde yeni bir dönem başlatmış…
Yeni
guide’da sadece boulder rota sayısı 1800 olarak
bildirilmiş. Ve hala yeni rota imkanının çok fazla
olduğu da ayrıca belirtilmiş. 1800 rota! Rüya gibi!
Parklarından kanyonuna birçok tırmanış sektörünü içeren
bu hatta (bu hattın ismi
sea-to-sky olarak anılmakta) biz Grand Wall-Chief’in
önündeki ünlü bouldering rotalarının bulunduğu ormanlık
alanda boulder yapmayı tercih ettik. Belki de ilk defa
outdoor’da böyle özgürce boulder yapma şansım oluyordu.
Kanada’ya geldiğimden beri hava koşullarından ve
partnersizlikten dolayı sadece kapalı gymlerde
tırmanış imkanı bulabilmiştim. Gymden tanıdığım
arkadaşlarla havalarda izin verince doğaya attık
kendimizi. Waawww!!! Önce sıkı bir tokat yiyoruz
rotalardan, aptala donüyoruz hatta… Yapay ile gerçek
rotaların arasındaki keskin fark şaşkına çeviriyor bizi.
Derecelendirme ise yapaydakinden çok daha sert. Ancak
kayaya dokunmayı öyle özlemişiz ki bu farkın bizi
etkilemesine izin vermeden herşeyi denemeye başlıyoruz.
Kolay, zor, yabancı, tanıdık, yüzey, negatif önümüze ne
çıkarsa deniyoruz.. Bu kopuk, kendine has birer
karakteri ve ruhu olan kayaların üzerinde hareket etmek
beni büyülüyordu.
Guide’da
klasik olan yani 5 yıldızlı populer rotalar belirtilmiş.
Bu rotaların dibi diğerlerine oranla daha kalabalık. Biz
de deniyoruz. Rampage’deki Superfly, Sloppy Poppy,
Golden Boy, The Egg vb. rotaların hepsini görmek
istiyorum.. Deneyebildiklerimizi deniyoruz. Ama kaç kere
gitsek de The egg (V11) rotasında bir hamle bile
yapamıyoruzzz!. Neden acaba?
Bir çok
tırmanıcıyla karşılaşıyoruz. Herkes sırtında crash pad
ellerinde guide, rota bakınıyor, gruplar halinde güle
eğlene tırmanıyorlar. Rota seçeneğin neredeyse sonsuz.
V0 dan V13’e ne ararsan… Tadına bak... Onsight dene…
Süper özgür bir duygu bu yaaa!! Marijuana kokularının
arasından yükselen kahkaha sesleri, kendi dillerinde
küfürler, destek bağırışları bana farklı bir tırmanış
kültürünün içinde olduğumu iyiden iyiye hissettiriyor.
Onlar için onsight denemeleri önemli olduğu kadar proje
çalışmaları da çok önemli. Rota parmak derinize imkan
verdiği kadar deneme şansınız var!
Bir grup
tırmanıcının yanına gidiyoruz. İçlerinde Kanada’nın en
iyi kadın tırmanıcılarından iki hatun var. Bunlardan
biri Darlen Pidgeon (Zero zero V10 ilk kadın çıkışı),
diğer hatunun ismini unutuyorum. V9 luk bir rota
denemekteler. Hatunlar ciddi iyiler yaaa!!! İçlerinden
adını unuttuğum, 5-6 yıldır bouldering yaptığını ama
henüz spor rota tırmanmadığını anlatıyor. Gerçekten de
boulderingin burada apayrı bir kültür olduğunu kabul
etmemek mümkün değil. Etkileniyorum!
Daha
sonra başkaları da katılıyor bize. 4 crash pad…
climb
on!!!!
Herkes
sırayla deniyor, destekler, küfürler…
Çözümler
aranıyor, tartışılıyor…Rota başarı ile bittiğinde ya da
sana asla şans vermediğinde, topla pad’i haydi öbür
probleme…
Kaya
yapısı granit, kristalli bir yüzeyi var. Bu özelliği de
en tutulamaz slopları bile tutmayı sağlıyor belkide.
Anlıyacağınız sağlam, taş gibi
(!) rotalar. Ayak tutamakları cok küçük olduğu ve
genelde tavanımsı yapılarda rotalar olduğu için, hill
hook ve toe hook kullanımı çok yaygın… el tutamaklarının
ise geneli slope diyebilirim…ve genelde rotalar tepede
bir mental ile bitiyor. Rotaların altı her zaman
güvenli değil, kopuk kayalar olduğu için crash padsiz
boulder denemek akılsızca! Çünkü kimi rotalar hayli
yüksek…
Çevrede
bir adet çöpe rastlamak mümkün değil. Tırmanıcılar
arasında gizli etik bir anlaşma var sanki. Sigara
izmariti dahi yok yerde. Doğada beyaz magnezyum toz
izinden başka hiçbir belirti yok tırmanıcıların orada
olduğuna dair. Herkes kendiliğinden oluşan ve tüm şehrin
geneline hakim bu temizlik anlayışına çok saygılı. Eğer
Grand Wall sektöründe tırmanıyorsan yol kenarındaki
hazır wc’leri kullanıyorsun. Ormanın içine ancak tuvalet
kağıdı kullanmaksızın –rotalara uzak bir yere- küçük
tuvaletini yapabilirsin! Hepsi bu! Dediğim gibi kağıt
kullanımını istemiyorlar, çözümleri ise basit “shake
it!”
Tırmanışı bırakıp kamp alanımıza doğru yürüyoruz. Bizim
ekip 4 kişi. İki Çin kökenli Kanadalı bir Türk ve aslen
Kanadalı şeklinde gayet renkli bir ekibiz.
İngilizceyi tam öğrenemeden bana Çince öğretmeye
çalışıyorlar
Bizim kalacağımız kamp alanı Chief Provincial Park’ın
tırmanışçılar için yaptığı bir alan. İki çadırın yanyana
sığabilecegi, dikdörtgen yapısı olan ve belli bir
numaraya sahip betondan zeminler hazırlanmış. Onlarca
sayıda var, açıkta kalmanız çok zor. Gecesi $9
(kanada doları) ve genelde dörder
kişi halinde kalıyorlar kişi başına düşen payı azaltmak
için.…
Etrafta
dünyanın her yerinden gelen tırmanıcıların renkli
arabaları, karavanları park edilmiş, içlerinden farklı
müzikler yükselmekte yanındakini rahatsız etmeyecek
kadar ayarlı bi sesle. Meksika, Amerika, Filipinler,
Fransa, Japonya ve daha sayamayacağım bir çok ülkeden
farklı renkte birçok tırmanıcı. İki ağacın arasına ince
perlon yapıp denge yürüyüşleri denemeleri yapanlar,
köpeği ile birlikte fıstık ezmesi reçel yiyenler, ailece
gelenler, sigara dumanı bira ve müzik eşliğinde dans
edenler, değişik gösteriler. Ortam öyle güzel ve renkli
ki, bizde yemek yiyoruz ve yine tirmanıcıların gittiği
bir bara gidiyoruz kamp alanına çok yakın olan. Biralar,
kahveler, sohbetler, videolar. Biraz pahalı da olsa
günün yorgunluğuna değiyor doğrusu!!!
Eğer
birgün yolunuz Kanada’nın batı sahillerine düşerse
mutlaka Squamish’e uğrayın! Ve orada boulering yapıp,
tırmanmadan kendinizi denemeden geri dönmeyin…Bu
yemyeşil ormanın içerisinde özgürce tırmanmanızı
sağlayan gri granit kayalar beyaza bürünmüş duvakları
ile sizi bekliyorlar… |