Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: Uğur Yılmaz - Fikret Rakıcı

Boulderinge Benzemez: TRANGA


 

 

Sanırım 2000 senesiydi ve artık dağda bir şeyler yapmak istiyordum. Kendime gizli bir proje bulmalıydım! Vay Vay… Fakat her plan yaptığımda bir şekilde dağa gitme konusunda esrikleşiyor ve planlarımı kaya tırmanışına kaydırıyordum. Yaklaşık yarım düzine kadar insanla plan yapıp sonunda Emre Altoparlak’la prensip anlaşmasına vardık. 2001 senesi için konuşuyorduk fakat hem Emre’nin diğer planları hem benim bir Sokak Köpeği olarak bürokratik görevlerim vardı. Mesela tırmanış turnesi ve yanında her şehirde kaymağıydı, pastırmasıydı, yemişiydi şeklinde imbik yapıp geceleri de boş geçirmeden bira fıçılarında yüzmek gibi. Böyle önemli misyonlar yüklenmiştim işte. Bu tip atraksiyonlarla 2001 yaz sezonunu da kaçırmıştık. Sonunda Emre’yle nihai planımızı yaptık. 2002 yaz, Ağustos/Eylül(kesin)!

Kış sezonu boyunca neredeyse hiç kayada tırmanmamıştım. Sadece yapay duvarda bouldering çalışıyordum. Üzerine iki ay kadarda fitness ve kuvvet çalışması ekleyip +60 kilogramda Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonası’na katılmayı düşündüm!

Neyse yaklaşık üç aylık çok yoğun bir yüklenmenin üzerine motivasyonum iyice düştü ve artık yapay duvara yaklaşmak bile istemiyordum. Uykularım ve kalp atışlarım düzensizleşti, yorgun uyanıyordum ve her şeyden önemlisi artık tırmanmak istemiyordum. Bu sürantrene durumu yaza kadar sürdü. Kilo aldım, puroyu artırdım(!) ve tırmanış performansım iyice düştü.

Nihayet Emre’yle görüşme ve plan. Yaklaşık üç hafta sonra gideceğiz, motivasyon durumları. Şehir içi ulaşımları bisikletle, boulder ve antrenmanlara devam. Ballıkayalar’da daha aktif günler. Nihayet biraz kendime gelebildim artı birkaç kiloda verdim, ne güzel.

Yola Reco’larla çıktık ve sabaha karşı evdeyiz. Uyuyup dinlenmeye çalıştık, kahvaltı ve hazırlıktan sonra Tranga’nın yolunu tuttuk. Recep bize alt ekip olacak, sağolsun bütün yemek ve içeceklerimizi taşıdı. Saat 15.00 civarı kamp yerine ulaştık. Kampı kurup biraz dinlendikten sonra kayanın altına gidip rotayı kestik. Bunun bize epeyce yararı olacaktı. Sabah 8’de rotaya girmeyi kararlaştırdık. Bizi en çok düşündüren yer rotanın çıkılmamış kısmı. Bilinen pasajları bir şekilde geçe bileceğimizi düşünüyoruz. Emre’ye göre burayı çıkamamamız için hiçbir sebep olmasa da ben biraz kaygılıyım. Reco’da sürekli çay/kahve kürleriyle bizi besliyor(servis süper).

Sabah ve rotanın dibine yaklaşık yirmi dakikada ulaştık. Recep kamerayla bizim muhteşem çıkışımızı çekerek büyük paralar kazanacağını düşünüyor! Emre’yle son bir çaktıktan sonra “çak moruk” .ikiiiiişşş naralarıyla rotaya girdim. İlk iki ip kolay ve az emniyetle jogging yaparak çıktık. Nihayet kilit olarak adlandırılan üçüncü ip boyuna ulaştık. Genişçe bir set ve ucunda uçurumla birleştiği yerde istasyon! Rota sola büyükçe bir diyagonal şeklinde uzanıyor, ilk bolt 3-3,5 metre yukarıda ve bolt kulakları fırıldak gibi dönüyor. Neyse bacak vibrasyonuyla girdim rotaya ve ilk boltta akıllara gelebilecek her türde düşüşü yaşadım(faktörlü, faktörsüz, uzun, yumuşak). Sonunda hemen-hemen, çarpa-çarpa ip boyunu bitirdim ve bu neredeyse 2,5 saat sürdü. Ardından Emre’nin de denemesiyle birlikte büyük bir zaman kaybına uğradığımızdan geri dönme kararı aldık. Çünkü rotanın üst kısımlarını bilmiyorduk ve Takoz’da yazdığına göre duvarda bivaklanacak bir yer yoktu. Geri dönerken rotanın diyagonal oluşu bize epey problem olmuştu ve iki adet free karabina bırakmak zorunda kalmıştık. Emre’yle karizmaları elimize alıp kendimizle dalga geçe-geçe geri döndük. Ama gerçektende içime fena halde yılan kaçmıştı!!!

13 Ağustos 2002 İstanbul’da hala içimdeki Anakonda’yla dolaşıyordum. Canım gerçekten sıkılmıştı. Hemen her şeyi ayarlayıp yaklaşık iki hafta içinde tekrar Aladağlar’a dönmüştüm. Şaka-maka Tranga denemesi beni iyi motive etmişti, dağlara sempatim artmış ve özler olmuştum(aslında en büyük faktörlerden biri Reco ve Zeyno’nun eviydi). Benim için Aladağlar farklı bir anlam kazanmıştı, orada tırmanıp, yiyip, içip, dans ettiğimiz bir evimiz vardı. Suuuuupra…

Bu seferki denemeyi Fikret’le yapacaktık. Fikret kısa zamanda çok yol kat etmiş ve tecrübelenmiş çalışkan bir tırmanıcıydı. Onunla sayısız Ballı kampı yapmıştık ve gerçekten o’na güven konusunda en küçük bir şüphem bile yoktu. Bazen laz fıkralarını abartabiliyordu fakat bu beni yormuyordu. Neyse, Fiko’yla en küçük ayrıntıları bile gözden geçiriyorduk(üfle yoğurdu), çünkü bu sefer ne olursa olsun(Allah korusun!) geri dönmeyecektik. Duvara, bivaklama riskiyle hazırlıklı girdik ve en büyük korkumuz rotanın üst kısmı çok zor ve bivak için set yoksa geri de dönemeyeceğimiz için askı istasyonda kasıklarımızdan ikiye bölünmekti.

Gene aynı seramoni, Reco’nun servisiyle Bölük Ormanı’nın sonuna kadar geldik. Helalleşip gözden kaybolduk…

Bu sefer rotaya saat 7’de giriyoruz. İp boylarını kaç saatte bitireceğimizi bile kabaca hesapladık(temkin manyağı?). İlk iki ip boyunu dört ayak koşarak çıktık ve gene geldik sabıkalı ip boyuna! Derin bir nefes alarak girdim ve iyi bir çıkışla küfürler yağdırarak kilit pasajları geçtim(roc’teryx’ler süper tırmanıyor biliyo musun?). İstasyondayım, Fiko’da aynı şekilde basa bas geldi(taze kan)! Nihayet o da motive olmuştu ve bir ip boyu sonrasında artık koşarak geliyordu. Rotanın bilinmeyen ip boylarına başladık ve bir ipten sonra artık daha yüksek bir dereceyle karşılaşmayacağımızı anlamıştım. Kaygı artık yerini keyifli tırmanışa ve Fransızların bilmecesini çözmeye bırakmıştı. Çünkü bolt araları çok açık olduğundan, başka pasajlara girme olanağımız yüksekti. Fakat belli bir süreden sonra adamların nereden gideceğini tahmin edebiliyorduk, bu da tırmanışı çok zevkli kılıyordu. Rotayı toplam on saatte tamamen serbest çıkışla bitirdik ve böylece kaybettiğim karizmayı yeniden onarabilmiştim!

Hep bir parça enerjiyi saklı tutuyordum. Çünkü ertesi gün eve döndüğümüzde arkadaşlarımla tırmanacak, akşamda içip dans edecektik…

Bize Tranga hezeyanında desten veren arkadaşlarım Recep, Zeynep, Emre, Yaman, Doğan, Nurcan ve ebeveynlerim Armi-Özgül’e çok teşekkür ederim(gerçekten)…

Ayrıca manevi desteklerinden dolayı Tranga şirketine eyvallah diyorum…

 

SÖZ DİNLEYİP BİZ DE KOKLAYARAK ÇIKTIK

Uğur ile Emre Tranga’yı deneyeceklerdi Uğur bana “Sen de gel Tranga’dan sonra Cimbar’da takılırız”dedi. Ben de arabaya atladığım gibi soluğu Niğde’de aldım. Oradan da doğru Demirkazık’a, hesapta 4 gün Reco’nun dağevinde kalacaktık beni evde Zeynep’le Özgül karşıladı zaten o akşamda Uğur, Emre ve alt ekip Recep eve döndüler. Uğur’la Emre’yi 2 senedir tanırım ama ikisini de hiç bu kadar yorgun görmemiştim, hele Uğur’un gözleri kapandı kapanacak bizle iletişim kurmaya çalışıyordu! Tranga’yı çok hızlı çıktıklarını ve bu çıkışın rotanın en hızlı çıkışı olduğunu söylediler. Bu makara yarım saat kadar sürdü 3.ip boyunda çok oyalandıkları için geri dönmüşler. Emre Uğur’a “Seneye gelip tekrar deniyelim” diyordu ben de bu arada  mutfakta bişeylerle uğraşıyordum, bir an Uğur’un kapanmak üzere olan gözleriyle kesiştik ve patlattı bombayı ”Şero beni 15-20 gün bekle Tranga’yı birlikte deniyelim” dedi. Doğrusu tedirgindim uzun duvar tecrübem yok denecek kadar azdı, sadece bir sene önce eski partnerim Onur’la Müezzinin Şarkısı’nı çıkmıştım ama Uğur’un sözünü ettiği gerçekten zorlu bir rotaydı, ayrıca o benden çok daha iyi tırmanıyordu, o çıkardı da ben arkasından gidebilirmiydim? Bu arada Recep’in çekmiş olduğu Uğur ve Emre’nin Tranga’nın 4.ip boyuna kadar olan çıkışını izleyince tam anlamıyla dumur oldum, Uğur’un kaç düşüşünü izledik açıkası hatırlamıyorum. Recep ile her düşüşten sonra kaç faktör yediğini hesaplıyorduk. Bu arada benden hala bir cevap bekleniyordu, ne mi dedim “sen git ben arkandan gelirim” dedim. Ertesi gün Uğur’u ve Özgül’ü yola koyduk bir gün sonrada Emre gitti, ben Recep ve Zeynep’in üvey oğlu modunda(!) 20 gün Niğde’de kaldım. Bu arada Cımbar da kafamıza göre takılıyorduk ve Midnight Express’te bir gerçeğin farkına vardım Alpin rotalar hiç bana göre değildi. Arada Adana’ya zıpladık, akşamları Süleyman’da(Vardal) kalıp günübirlik Yılankale’ye gidiyorduk. Neyse sonunda Uğur rotarlıda olsa(6 gün) geldi. İki gün sonra sularımızı Sarımehmetler’den doldurup Recep ve Zeynep’in servisiyle yol bitimine kadar bırakıldık, onlardan ayrıldıktan yarım saat sonra nihayet Tranga ile tanıştım gerçekten ihtişamlı duruyordu, tahmini 2 saatlik yürüyüşten sonra tam altındaki Güvercinlikteydik, Emre’nin gıcır çadırını kurduk ve yemeğe giriştik bu arada rotanın kaça kadar güneş aldığını kolluyorduk. Akşam hava güzeldi yemeklerimizi yedikten sonra matlarla birlikte  dışarı serildik, kayan yıldızlarla Tranga’yı çıkmayı dileyip bolbol geyik yaptık, ben hala tedirgindim ve bu uykumada yansıdı. Saati 5’e kurmuştuk 6’da duvara gircektik ama ben 3’de uyanıp 5’e kadar dakika saydım. Sabah birşeyler atıştırdıktan sonra son hazırlıklarımızı yapıp 7’de duvara girdik. Sabah tabii ki hava soğuktu ikimizde önce uzun onun üstüne de kısa bir tayt giydik, başka biri görse “Kim bu çingeneler” derdi heraldeJUğur bana daha önce rotadan bahsetmişti 3.ip boyunun kilit olduğunu düşünüyordu sola diagonal bir hattı ve bolt araları iyiydi (3-4 metre) ama o bu sık boltlamanın diagonal yapıdan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyordu yani boltlar bu sıklıkta devam etmiyor olabilirdi. İlk iki ip kolaydı  araya atılan exstra bir camalotla toplam yarım saatimizi aldı. 3.ipin altına geldiğimizde açıkçası şaşırdım beklediğimden çürük bir yapıydı ama Uğur öyle bir adapte olmuştu ki gözlerindeki parıltı görülmeye değerdi bi de önceki gelişinde 5 veya 6 düşüşle geçtiği 2.boltu ilk seferde mat edince sağlam bir çığlık patlattı. Kayanın bu bölümü göbekli yapıda olduğu için bir süre sonra göz teması kesildi, Uğur bana “istasyondayım gel” dediğinde 1 saati daha geride bırakmıştık. Ve ben tırmanmaya başladım. Neymiş efendim 3.ip VII+ zorlukdaymış, boş versene resmen bi taraflarımı yırttım kilit pasajda ipe oturmiyim diye bayağı debelendim ama derecesi beni aşıyordu expresleri toplamak ölümdü zaten bi de sırtda çanta oooff off. Ortak kararla derecesi VIII-, VIII. Uğur’un yanına geldiğimde yorulmuştum, buraya kadar olan bütün istasyonlar çift bu ise tek bolttu biraz dinlenip boğazımızı ıslattıktan sonra işe koyulduk. Uğur tırmanmaya başladı 2 friend takıp ilk bolda klipleyip köşeyi döndü ve kayboldu ben ip çekildikce boşluyordum. Bu arada Uğur’un taktığı 2. Friend’in altına gözüm ilişti göremediğimiz istasyon ordaydı, geç olmuştu ama demek ki bütün istasyonlar çift bolttu, biraz sonra Uğur beni istasyonuna davet etti toplayarak devam edip köşe çıkıntıyı dönünce Uğur’un babadan doğal bir istasyon aldığını gördüm. Sonraki boltu bulamamış, meğer adamın gözleri çok iyi değilmiş sonraki boltu ben gördüm ve emniyetim eşliğinde 4.ip boyunun istasyonuna gitti. Uğur’un yanına gittiğimde artık ben de Uğur gibi adapteydim olaya, tedirginlik yerini zevke bırakmıştı, adeta koklayarak çıkıyordum(!) 5. ip boyunda Uğur’un boltlama konusunda haklı olduğu anlaşıldı, 50 metre 3 bolt. Herif bi de boltlar çok bolmuş gibi arayada çok nadir malzeme atıyordu, kısacası filmi koparmıştı. İkimizde bağıra çağıra tırmanıyorduk “Hırt boldu görünce dalgalı bi okey ver” Uğur “OOkkEEyyyyy” yükseklik inanılmazdı. Benim kanaatim Fransızlar boltlamayı rota belli olsun diye yapmışlar:) İp boyları tam bir bütünlük içerisindeydi yani nasıl başlıyorsa öyle gidiyordu arada çok sert hamleler içermiyordu. Bir de istasyonların yerleri çok iyi seçilmişti eğer mecbur kalınırsa bivaklanabilecek konumdaydılar. Tedirgin olduğumuz tek nokta istasyonlardan sonraki boltların biraz yukarda olmasıydı ve aradaki hamleler hiçte kolay değildi. Kilitten sonraki en sert ip boyları 6. ve 7. iplerdi. 8. ip boyu bittiğinde saat 16.00 civarıydı, ama daha rotanın ne kadar devam ettiği konusunda hiçbir fikrimiz yoktu. 9.ip boyunda sırtı geçtiğimde  Uğur son istasyonda benim ipi sağıyodu. Tamam rota bitti de iniş nerden? Biraz aradık baktık olmıycak  Batur’u(Kürüz) aradık. Rotayı orjinalden çıktık deyince adam bizden çok sevindi. Batur’un hafızası iyidir, tarifiyle bulduk istasyonu (5 metre sağımızdaymış:)) ve hemen iniş. Bu arada rotanın son istosyonda da bişeyler karalayıp bırakmayı da ihmal etmedik :). İniş istasyonlarıda çift bolttu araya sadece perlon atıyorduk. İniş sağa diagonal gidiyordu. 2. ip inişini Uğur yaptı fakat diğer istasyonu bulamadı, 45 dakika oyalanmışızdır heralde hava iyice karardı artık istasyon bulunsada iniş yapılamazdı. Uğur’un emniyetini aldım yukarıya çıktı. Nutkey’le çarşakta iki kişilik bir set açtık(Nutkeyle!!!). İstasyona kendimizi sabitledik altımıza ipleri üstümüze Doğan’nın (Palut) Bivağı serdik. Partnere de bulaştım bu arada “Ulan Uğur dün yıldızlardan  paso Tranga’yı çıkmayı diledin. Çıktık, inemiyoz” dedim. Akşam hava soğuktu,bulunduğumuz yer girinti olduğundan rüzgar almıyorduk Allah’tan. Birşeyler atıştırdıktan sonra titreyerek uyumaya çalıştıysak da(o konum ve o yerde) boş. Akşam da ben diledim yıldızlardan inmeyi. Bi ara nasıl olmuşsa uyumuşuz, gözümü açtığımda saat 4.30’du bir saat sonra da inişe başladık. Toplamda 6 inişle toprağa bastık, ayaklarda friction kampa dönmek bayağı çileli oldu. Malzemelerimizi yere bırakıp yaptık hareketimizi Tranga’ya. Başarmıştık koca kuleye çıkmıştık güzel bir duyguydu. Bir eşi Recep’de olan telsizi açıp başladık kampı toplamaya.çadırdı tulumdu derken telsizden tanıdık bir ses geldi Armi’ydi bu(Armağan) adam arabayla bizi almaya yol bitimine kadar geliyormuş. Kalan pılı pırtıyı toplayıp doğru Armi’nin yanına, öpüşüp koklaştıktan sonra atladık arabaya ve yeni rotalara doğru yelken açtık :)

Bizlerin cesaret edemediği şeyi başarıp Aladağlar’a yerleşen Recep ve Zeynep’e herşey için teşekkürler ve Cımbar’daki rotalar içinde ellerinize sağlık.

Tranga ip boyları

1. İp 40 metre – 2 bolt – IV+

2. İp 32 metre – bolt yok – V-

3. İp 42 metre – 9 bolt – VIII-, VIII

4. İp 30 metre – 2 bolt – VI+

5. İp 50 metre – 3 bolt – VII-, VII

6. İp 60 metre – 6 bolt – VI+, VII-

7. İp 48 metre – 4 bolt – VI+, VII-

8. İp 48 metre – 4 bolt – VI

9. İp 42 metre – 1 bolt – V

Rotada 5. ip boyundan sonra iki kişilik bivak atılmaya müsait istasyonlar var ve çıkış için belkide iki günü göze almak daha mantıklı olur.

Suyu Sarı Memetler’den taşımak garanti bir yol. Kamp yeri bloğun dibinde ve çok güzel(Güvercinlik). Yanında büyükte bir bouldering kayası var ama kendinizi fazla yormayın! Rotanın alt tarafı erken saatlerde güneş almıyor. Yaklaşık saat 13’ten sonra rota güneş alıyor(kemiklerimiz ısındı).

Bolt araları oldukça açık(bunun için önceden Doğan’ın rotalarında antrenman yapmakta yarar var!) ve çatlaklar friend için daha uygun bilhassa büyük boy. En az 6-7 friendiniz olsun(nerden bulursan bul). Tüm istasyonlar iki tane bolttan oluşuyor. Rota aşağıdan yukarıya boltlandığı için(bkz. Erdem Tuç, Fransız Babayiğitler yazı dizisi, Takoz 11. sayı) klipler düşündüğünüz noktalarda olmuyor, genelde daha yukarıda ve psikolojik olarak zorlayıcı.

İniş istasyonu zirve istasyonuna yüzünüzü döndüğünüzde beş metre sağda kalıyor. İniş istasyonlarının tümü iki boltlu ve toplam 6 ip boyunda vadi çanağına kadar iniyorsunuz. Üçüncü ip inişinin sonunda bir bacaya giriyorsunuz ve ipten çıkıp 3-4 metre bacadan free inmeniz gerekiyor(bizim gibi karıştırmayın)!


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.