Ana Sayfa Kimiz Biz Elemanlar Fotos İndir Makaleler Mail'ine Bak Linkler Satış Yerleri Bize Ulaş
Yazı: Burak Özdoğan

Tutuş ve Basış Teknikleri


 

 

 

“Sol elin ile küçük sete pres yaparken sağ elin ile de minik cepten kuvvet alarak yukarıdaki pinche agresif ve kararlı bir şekilde dead-point yapman gerekiyor, sonra da ayaklarını yükseltip tavandaki kovaya sıkı bir dyno yapıyorsun!“

Yukarıdaki paragraf bana yapay duvarda çalıştığım bir boulder rotasının hamlelerini ifade ederken belki de bir çok kişi için anlaşılmaz kavramlar ile dolu tek cümlelik bir saçmalık....

Özellikle sportif kaya tırmanışı ile yakın olarak ilgilenenlerin gerek birbirlerine beta verirken kullandıkları gerekse rota pasajlarını anlatırken veya kaya tırmanışı problemleri üzerinde tartışırlarken kullandıkları ortak bir dil mevcut. Tırmanışçılar, bu ortak dil vasıtası ile birbirlerine rota üzerindeki tırmanış hamlelerini kolaylıkla anlatabiliyorlar, tutamak ve basamaklara verdikleri isimler sayesinde nerenin nasıl tutulacağını veya nereye nasıl basılacağını birbirlerine açıklayabiliyorlar. Bu sayede bir tırmanışçı sadece tutamağın isminden yola çıkarak onu tutarken nasıl bir pozisyona girmesi gerektiğini hesap edip, tutuş sırasında neler hissedebileceğini kestirebiliyor. Örneğin, “kilidi geçerken sağ el için güzel bir mono var,” dendiğinde, tırmanışçı biliyor ki kilit hamlede sağ eli ile tek parmak kabul eden bir delikten faydalana bilinmekte. Ya da, “3.klipte sol el ile kötü bir crimp yaparak kilitleniyorsun,” dendiğinde tırmanışçı sol eli ile keskin bir mikro tutamağı tutarak klip yapacağını ve parmak uçlarında derin bir acı hissedeceğini anlayabiliyor.

Tutamaklar ve basamaklar için olsun, hamleler ve rotaların genel yapısına ilişkin tasvirlerde olsun, tırmanışçılar arasında her ne kadar ortak bir dil olduğunu söylesek de konu ülkemiz olduğunda bu ortak dilin henüz oturmuş bir standardı bulunduğundu iddia etmek mümkün değil. Elbette ki spor tırmanışın ülkemizde henüz çok genç olduğunu düşünürsek bu oldukça doğal bir olgu. Buna karşın Türkiye’de spor tırmanışın en köklü ve halen en yoğun olarak yapıldığı Ballıkayalar Vadisi’nde dahi tırmanışçılar arasında oturmuş standart bir dil mevcut değil. Tırmanışçılar teknik anlamda birbirlerine iyi kötü  dertlerini anlatabilseler de, aynı tutamağın farklı isimlerde tasvir edildiği çok sık oluyor. Bu farklılaşmada kuşak ve ekol farkı, yabancı lisan bilenler ve bilmeyenlerin terimlerdeki tercihleri, şahısların takip ettiği yayınlar veya model aldıkları tırmanışçı tipleri gibi etkenler rol oynuyor. Yabancı kaynaklarda “pinch” olarak geçen tutuş tipini kimileri “mengene” veya “kerpeten” olarak adlandırıyor, kimileri ise “pinçik.”

Birkaç hafta önce Uğur Yılmaz, bana XI+ Dergisi için hazırlamak istediğim yazı olup olmadığını sorduğunda kendisine kaya tırmanışında kullanılan tutamak ve basamakların isimlerine yönelik, minik bir sözlük niteliği  taşıyabilecek bir çalışma yapabileceğimi söyledim. Kendisinden de olumlu tepki alınca çalışmaya başladım.

Okuyacağınız yazı iki bölümden oluşmakta. Bu sayıda temel tutuş ve basış tekniklerinden bahsedecek, öbür sayıda da en sık karşılaşılan tutamak ve basamakları, tutuşları, basışları ve temel hamleleri isimlendirip kısaca anlatacağız.

 

KAYA TIRMANIŞI VE ELLER

Kaya tırmanışında ayaklarımızı verimli kullanmanın ne denli büyük önem taşıdığını hepimiz az çok biliriz. Ancak, bedenimizin kaya ile olan temasında ellerimizin %50’lik bir paya sahip olduğunu düşünürsek, elleri de yabana atmamak gerekir. İyi bir tutuş performansı kaya tırmanışındaki başarı oranımızı ciddi şekilde olumlu etkileyecektir. Peki iyi bir tutuş performansından kasıt nedir? İki parmak ile sert bir cevizi kırabilecek kadar kuvvetli parmaklara ya da yıllarca bir tutamakta asılı kalacak kadar dayanıklı ön kollara sahip olmak mı? Hayır...

Kuvvetli parmaklara ve dayanıklı ön kollara sahip olmak tutuş performansı açısından önem taşısa da tek başına yetersiz kalmaktadır. Tıpkı tırmanış hamlelerinde olduğu gibi tutamakların tutulmasında da “doğru teknikten” ve “doğru stratejiden” bahsedebiliriz. Doğru vücut pozisyonu ve uygun tutuş tekniğinin eşleşmesi ile dışarıdan bakıldığında oldukça tutarsız gözüken bir tutamak, neredeyse bir dinlenme noktası yaratacak kadar az enerji harcayarak tutulabilmektedir. Aksi halde, tutunabilmek için gereğinden fazla kuvvet harcar ve kaçınılmaz sonla yüzleşmek durumunda kalırız: Laktik asit ile dolmuş davul gibi ön kollar, tutunamayan parmaklar...

Tutuş teknikleri hakkında bilgi sahibi olan bir tırmanışçı bu bilgisinden faydalanarak çeşitli stratejiler de geliştirebilir. Örneğin, kilit hamlelerinde oldukça ufak tutamakları olan ve bu yüzden kapalı tutuşları şart kılan bir rotayı ele alalım. Kurnaz bir tırmanışçı rotanın kilidine gelmeden önce özellikle açık tutuş tercih ederek kapalı tutuşta kullanılan kaslarını ve tendonlarını yormamaya özen gösterebilir. Böylece kilide geldiğinde taze kuvvete sahip kapalı tutuşlar elde edecektir. İki farklı tutuş tekniğinin farklı kas ve tendon gruplarını hedef  alması bize duruma uygun stratejiler geliştirebilme şansı tanımaktadır. Benzer şekilde, tırmanış sırasında baş parmağımızdan da bu anlamda istifade edebilir, diğer parmaklarımızı dinlendirebiliriz. Uygun noktalarda diğer parmaklarımız yerine baş parmağımızı devreye sokarak zor bir pozisyonda kendimize bir dinlenme imkanı yaratabiliriz. Böylelikle, baş parmağımız yorulurken diğer parmaklarımız dinlenecektir.

Tırmanış hamlelerinde ve tekniğinde ustalaşmak nasıl sebat isteyen bir süreç ise, iyi bir tutuş performansına sahip olmak da zaman isteyen, bol bol tırmanmayı ve farklı farklı tutamakları tecrübe etmeyi gerektiren bir süreçtir. Fakat gerek doğal kayada gerek yapay duvarlarda karşımıza envai çeşit tutamak çıksa da konu tutunmak olduğunda işin özünde ortak olan temel prensipleri bilmek gerekir:

 

KAPALI, AÇIK VE UZUN TUTUŞLAR

(Closed Crimp, Open Crimp, Extended Grip)

Bir tutamağı tutarken, parmaklarımız pozisyon itibari ile üç farklı kategori sergilerler: Kapalı, açık ve uzun tutuşlar olarak adlandırılan bu teknikler birbirlerine göre çeşitli avantaj ve dezavantajlara sahiptir. Buna karşın pek çok kez bu tutuşlar arasında bir seçim yapmak şansımız bulunmamaktadır.

Kapalı Tutuş (Closed Crimp) – Eklemleri oldukça zorlayan ancak çok ufak tutamaklarda alternatifi olmayan kapalı tutuş, eklemlerimizde en fazla strese yol açan ve sakatlanma riskinin de en çok olduğu tutuş şeklidir. Özellikle parmakların ikinci eklemindeki açı değişiminden ötürü buradaki bağlar ciddi şekilde zorlanmaktadır. Ayrıca parmak uçlarının dışa doğru sınırlarına dek bükülmesi de birinci ekleme fazlaca yük bindirir. Ufak ve keskin tutamaklarda başka alternatifi olmadığından ötürü derinin de bir hayli aşınmasına neden olur. (Giriniz: Skalonga Rotası...)

Kapalı tutuşların gücü, başparmağımızı işaret parmağımızın üzerine koyarak daha da arttırılabilir. Böylece, başparmağımızın kuvvetini de tutuşa kazandırmış oluruz.

Kapalı tutuşlar, her ne kadar ufak tutamaklarda kullanılsa da tırmanışa yeni başlayan tırmanışçılar kapalı tutuşu büyük tutamaklarda da sık sık kullanırlar. Bunun yegane sebebi kapalı tutuşun tendonlardan ziyade eklemlerden güç alıyor olması ve yeni başlayan tırmanışçıların tendonlarının yeterince kuvvetli olmamasıdır. Dolayısıyla amatör tırmanışçıların pek çoğunda eklem ağrıları olabilmekte veya parmak eklemlerinde şişlik gözlenebilmektedir. Böyle durumlarda, tırmanışçıların ağrılar geçene ve şişlikler inene dek dinlenmelerinde ve daha fazla kendilerini zorlamamalarında sonsuz fayda vardır. Dinlenmeye rağmen olumlu bir iyileşme kaydedilmemişse, vakit kaybetmeden bir uzmana baş vurmak gerekir.

Açık Tutuş (Open Grip) – Pozisyon itibari ile kapalı tutuş ile tek farkı ikinci eklemdeki açının daha geniş olmasıdır. Bu yüzden parmak ucundaki baskı ve sürtünme azalır ancak açının genişlemesinden ötürü el daha doğrusal bir hal aldığından ikinci eklemdeki moment de azalacak böylece eklemlerdeki zorlanma da hafifleyecektir. Bu tutuş çok ufak ve keskin tutamaklarda uygulanamaz ise de daha büyük tutamaklarda –ve sloplarda(meyilli yüzeylerde)- bir hayli verimli olmaktadır. El, açık olduğundan başparmak işaret parmağının üzerine konulamayacağı için başparmak ile kayaya iyi kötü dokunarak ya da varsa ufak tefek çıkıntıları kavramaya çalışarak da hiç yoktan bir fayda sağlanabilir.

Açık tutuşta, parmak uçlarındaki sürtünme daha az olduğundan magnezyum tozuna olan ihtiyacımız da artmaktadır. Özellikle sloplarda parmaklar ve avucumuzun sürtünmesi ile tutunabildiğimizden, derideki sürtünmenin olabildiğince fazla olmasına çaba gösteririz. Bu,sadece toz kullanarak değil beraberinde doğru vücut pozisyonunun, doğru tutuş tekniğinin kullanılması ile mümkün olabilir.

Uzun Tutuş (Extended Crimp) – İkinci eklemdeki açı neredeyse 180 derecedir. Tutamak, parmakların ilk boğumu ile kavranmaktadır. Dolayısı ile diğer tutuşlar ile kıyaslandığında ikinci ve üçüncü eklemlerde herhangi bir zorlanma olmadığından sakatlanma riskinin en az olduğu tutuş şeklidir. Tabii ki bu, bize uzun tutuş yaparken sakatlanmayacağımız anlamına da gelmemelidir. Zira bu tutuş özellikle tek veya iki parmaklık deliklerde çok sık kullanılır ve eklemlerden ziyade tendonlar üzerinde yoğunlaşır.

Görüldüğü üzere, her tutuşun birbirine göre kullanıldıkları alanlar farklılıklar göstermekte, tutuşların birbirilerine göre avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Usta tırmanışçılar genellikle açık ve uzun tutuşları tercih etmektedir, fakat bir yerden sonra bu biraz da stil ve genetik özellikler-kimi tırmanışçılar doğuştan çok güçlü eklemlere veya tendonlara sahip olabiliyorlar- ile ilgili olmaktadır. Buna karşın aşikardır ki bu tutuş tekniklerinin tamamında yetkin olmak tırmanışçıya büyük avantaj sağlayacaktır. Öyle ki, sadece parmak uçlarınızla erişebildiğiniz bir tutamağa, eğer uzun ya da açık tutuş tekniğiniz zayıf ise tutunma şansınız çok azalır ve orada bir tutamak olması artık sizin için bir şey ifade etmeyecektir.

Yukarıda anlatılan tutuş tekniklerini sadece parmaklardan çeşitli şekillerde kasılmasından ibaret olarak da algılamamak gerekir; tutuşlar vücut pozisyonları ile sıkı bir iş birliği içindedirler. Vücut pozisyonuna ve uygulanan tekniğe bağlı kalarak kapalı, açık ya da genişletilmiş tutuşlar arasında seçim yapılması gerekebilir. Tutuşlar hamle boyunca statik olarak da kalmayabilirler; kimi hamleler esnasında kuvvet yönü ve tutuş şekli değişebilmektedir. Açık tutuş yaparak başlanılan bir tırmanış hamlesi, hamlenin sonlarına doğru kapalı tutuşa geçilerek de tamamlanmayı gerektirebilir.

Bahsi geçen tutuş tekniklerinde, bilek ile el arasındaki açıyı değiştirerek de ilginç sonuçlar elde edebiliriz. Normalde, bir tutamağı tutarken ön kollarımız yere dik, dirseklerimizde kaya ile neredeyse temas halindedir. Eğer dirseklerimizi kayadan uzaklaştırıp, ön kollarımızı da yere paralel bir hale getirirsek bu durumda biyomekanik bir avantaj yakalarız: Böylece ön kollarımızdan ziyade sırt kaslarımız devreye girerek akılcı bir dinlenme pozisyonu yaratırız. Ayrıca tutuşumuzda da bir artış olur. Özellikle statik olduğumuz durumlarda işe yarayan bu tekniği klip pozisyonlarında, toz alırken ya da bir sonraki hamle için soluklanırken kullanabiliriz ancak bu tekniğin de bir dezavantajı vardır: Kendimizi yukarı çekmemiz gerektiğinde yeterli kuvveti üretmemiz güçleşir. Özellikle yüzey rotalarında ya da hafif negatif rotalarda kendi tecrübelerimden de yola çıkarak oldukça işe yaradığını söyleyebilirim.

 

KAYA TIRMANIŞI VE AYAKLAR

Eminim sizlerin de başına geliyordur... Hani kazara –ya da bilinçli olarak- ilgilendiğiniz sporu ağzınızdan kaçırdığınız olur veya bir bayram ziyaretinde anneniz ya da babanız yıllardır görmediğiniz aile büyüklerine sizin dağcı olduğunuzu gururla dikte eder ya; sonrasında da bir yığın bildik soru ile karşılaşırsınız: “Kaya tırmanıyorsun demek; senin kolların kim bilir ne kadar da güçlüdür öyle değil mi? E tabii, sürekli kendini yukarı çektiğin için normal bu. Osmanlı tokadında epey oturaklı olur senin be canım,” gibisinden bir yığın soru, bir yığın çıkarım... Sonra da başlarsınız anlatmaya: Tırmanış aslında sadece kollar ile ilgili değildir, önemli olan ayaklarımızı iyi kullanmaktır vs. vs.

Tırmanışın dışında olan insanların tırmanışçıları güçlü kuvvetli ve çoğunlukla kollarını kullanarak tırmandıklarını düşünmeleri belki de çok doğal. Üstelik, bu sayede bizlerin kuvveti önünde neredeyse secde edecek kadar saygı dahi duydukları oluyor bizlere. Oysa ki, tırmanış aleminde “kol kuvveti ile tırmanmak” neredeyse utanç verici bir durum gibi algılanabiliyor. Neden? Çünkü biri size kuvvet ile tırmanıyorsunuz dediğinde, -niyete de bağlı olarak- sizin tekniğinizin yetersizliğine işaret ediyor, ayaklarınızı ne kadar berbat kullandığınıza parmak basıyor. Çok nadir olarak sağlam dayanakları bulunan bir yorum olsa da genellikle, “sen ayaklarını iyi kullanamıyorsun” diyerek mevzuatı kesip atan bir sürü kötü eleştirmenin olduğunu düşünüyorum...

Ayakların iyi kullanılmasına ilişkin neredeyse herkes bir yorum yapıyor, bir şeyler söylüyor. Peki ne demektir ayakları iyi kullanmak?

Kaya tırmanışının kutsal kitabı olarak kabul edilen Performance Rock Climbing, ayakların iyi kullanımını şöyle açıklıyor: “Ayakların iyi kullanımı, tırmanışçının alt vücudunu en verimli şekilde kullanarak tırmanış için gerekli olan eforun büyük kısmına çok daha güçlü olan alt vücuttan kaynak sağlamasıdır.”

Hepimiz biliriz ki hiç kimse parmakları ile tutunup kolları ile asılı kaldığı bir yerde saatlerce duramaz. Ancak ayaklarımızın üzerinde saatlerce dikilebilir, bekleyebiliriz. (Hatırlayınız: Nutuk atmaya meraklı okul müdürlerinin iştirak ettiği bayrak törenleri)

Bunun en büyük sebebi bacaklarımız dik iken ağırlığımızın neredeyse tamamını eklemlerimizin taşıyor olması ikincisi ise bacaklarımızda kollarımıza nazaran daha fazla kırmızı kasların bulunmasıdır. Tırmanışçılar, ayaklarını daha iyi kullanmayı öğrenerek alt vücudun bu avantalarından faydalanırlar. Böylelikle enerji tasarrufu sağlayarak kaya üzerinde daha fazla kalabilirler. Üst vücudun yetersiz kaldığı noktalarda alt vücudun büyük kaslarını devreye sokarak kuvvet gerektiren bir çok hamlenin üstesinden gelebilirler.

Ayaklarımızı iyi kullanmayı öğrenmek ellerimizi iyi kullanmayı öğrenip tutuş tekniklerinde ustalaşmaktan daha fazla zaman alan bir süreçtir. Çünkü, gündelik yaşamda ellerimizi, ayaklarımızdan çok daha sık ve kompleks şekillerde kullandığımızdan ellerimizin bu yeni duruma (tırmanışı kastediyorum) alışması daha kolay olur. Oysa ki gündelik yaşamda ayaklarımız, ne bu denli hissiyat ihtiyacı duyarlar ne de bu denli karmaşık(!) işlemleri gerçekleştirirler; hızı değişken olan monoton adımlar üzerine kurulu bir yaşamda varlıklarını sürdürürler...

Ayakların verimli bir şekilde kullanılmasını öğrenmek belirli bir zaman alsa da tıpkı tutuş tekniklerinde olduğu gibi bilinmesi gereken temel prensip ve basış teknikleri mevcuttur:

 

TEMEL BASIŞ TEKNİKLERİ

1983 senesinde, müthiş bir haber İngiliz tırmanış çevrelerini çalkalamıştı: Genç tırmanışçılardan Jerry Moffat ülkedeki en zor rotanın ilk çıkışını gerçekleştirmişti: 5.12 X, zorluğundaki Masters’s Wall. Jerry, bu çıkış ile rüştünü ispatlamış ve dünyadaki en iyi tırmanışçıların arasına girmişti. Fakat kısa süre sonra yayılan bir dedikoduya göre Jerry’nin bu başarısının ardında aslında tırmanış sırasında giydiği özel ayakkabılar vardı. Jerry Moffat’ın giydiği bu sihirli ayakkabılar günümüz kaya tırmanış ayakkabılarının bir prototipi olan ve sürtünmesi oldukça fazla olan Fires’lardı.

Kaya tırmanış ayakkabılarının ortaya çıkması ile kaya tırmanışında ayakların kullanımı da yeni bir boyut kazanmış oldu. Günümüzde seksenden fazla çeşide sahip tırmanış ayakkabısı arasında seçim yapma imkanımız var. Kaya yapısı ve rota tipine göre, kullanım amacına göre çeşit çeşit ayakkabılar mevcut olsa da basış tekniklerindeki temel prensipler hala aynı.

 

KENAR BASIŞ (EDGING)

Kenar basış tekniğinde, adından da anlaşıldığı üzere basamağa, tırmanış ayakkabımızın kenarlarını kullanarak basarız. Genellikle ayakkabının iç kenarı kullanılmakla birlikte, pozisyonunuza bağlı olarak dış kenarın da kullanıldığı olmaktadır.

Bu teknik özellikle kenar yapan küçüklü büyüklü setlerden oluşan kaya yapılarında tercih edilmektedir. Ayakkabının iç kenarı ile yapılan basışlarda kuvvetin büyük kısmı başparmak üzerine yoğunlaşır. Özellikle Boreal – Stinger vb. bükümlü ayakkabı modellerinde bu yoğunluk daha da artmaktadır. Bununla birlikte basış esnasında topuk yükseltildikçe parmak uçlarına giden yük ve sürtünme artacağından tutarlılık da artar ancak topuk düşürüldüğünde de kalf kasları daha az yorulmaktadır. Burada, tırmanışçının içinde bulunduğu duruma göre bir tercih yapması gerekir. Dinlenme noktaları veya klip pozisyonlarında uygulanabildiği taktirde basamak üzerinde topuk basarak ve bacağı dik tutarak durmak, tırmanışçıya oldukça verimli bir dinlenme imkanı yaratır.

Basamaklar ufaldıkça ayakları kullanmak daha fazla ustalık ve beceri gerektirir. Bu tür basamaklarda durabilmek, denge, doğru teknik, yeterli parmak kuvveti, uygun ayakkabı, yeterli hissiyat gibi unsurları gerektirir.

Sert tabanlı ayakkabılar çok ufak basamaklarda nispeten daha kolay durabilmeyi sağlasa da hissiyatı az olduklarından tırmanışçının bu açığı gözleri ile kapatmasını gerekli kılar. Tırmanışçı gözleri ile ayaklarına odaklanarak, uygun teknikle basamağa ayağını yerleştirdiğini görmeye çalışmalıdır. Hissiyatın az olduğu durumlarda görme duyusunun  kılavuzluğuna olan ihtiyaç daha da artar.

Tırmanışa yeni başlayanların bir çoğunda gözlemlediğim bir şey var ki bu da ayaklarını basamağa yerleştirdiklerini daha görmeden, ellerine konsantre olup ayaklarının öylece boşta durması. Tabii ki bunda, kollarındaki yorgunluktan ötürü acele etmek eğilimleri büyük rol oynuyor ancak bu davranışın bir alışkanlık haline gelmemesi için çaba göstermeleri gerekiyor.

 

BURUN BASIŞ

Ayakkabımızın burnunu kullanarak yaptığımız basış türüdür. Diğer basışlar ile kıyaslandığında nadir kullanıldığı söylenebilir ancak tırmandığınız bölgenin kaya yapısı da bu basışın kullanılmasında hayli rol oynar. Ufak deliklerden oluşan bir kaya yapısında, bu deliklere ayakkabının kenarlarını kullanarak basmak mümkün olmayacağından, ayakkabının burnunu sokarak basmak gerekmektedir. Bu basışın verimli olabilmesinde ayakkabımızın ayağımıza tam oturması ve büyük olmaması önemli bir etkendir. Zira burundan yüklenildiğine ayakkabı daha fazla esneyip büküleceğinden  ayağımızın basamaktan kayma ihtimali artmaktadır.

 

YÜZEY BASIŞ (SMEARING)

Bu basış tekniğini, kaya yapısında girinti veya çıkıntıların olmadığı –ya da pozisyon itibari ile bunların kullanılması anlamsız olan – durumlarda, kaya yüzeyine ayakkabımızın kenarları yerine tabanını kullanılarak uygulanır. Basışın performansı ayakkabının tabanı ile basılan yüzey arasındaki sürtünmenin kalitesine bağlıdır. Bu sürtünme azaldığında hiç beklenmedik bir anda ayağımız kayarak kayadan ayrılır.

Yüzey basışın performansı öncelikle yüzeye uygulanan kuvvet vektörünün yüzeye dik bir şekilde olmasına çok bağlıdır, bu sayede ayakkabı tabanı ve yüzey arasında daha fazla sürtünme elde edilebilir. Bunu sağlamanın yollarından biri gövdenizi kayadan uzaklaştırarak ağırlığınızı yüzeye baskı uygulayacak şekilde ayaklarınıza aktarmaktır. Tabii bunu yaparken bir sonraki hamlede ayaklarınıza gidecek kuvvetin yönünü de hesaba katmanız gerekir. Özellikle kollardan güç almayı gerektiren bir hamle söz konusu ise ayaklarınıza fazla kuvvet gitmeyebileceğinden hamle esnasında ayaklarınızın kayma ihtimali doğabilir. Ben, böyle durumlarda kendime şöyle bir çözüm buldum: Hamle esnasında ayağımın kayma riski varsa, hamleye başladığım an ayağımı bileğimden kuvvet alarak bükmeye çalışıyor ve böylece elde ettiğim kuvvet ile sürtünmeyi arttırabiliyorum. Gerçekten işe yarıyor.

Yüzey basışların kalitesini arttıran bir etken de tercih ettiğiniz ayakkabı tipi. Eğer sert tabanlı bir ayakkabı kullanıyorsanız, ayakkabı fazla esnemeyip kayaya temas eden taban yüzeyini azaltıyor. Yüzey alanının azalması da sürtünmeyi belli bir oranda azaltıyor. Bununla birlikte hissiyatın da az olması işinizi güçleştiriyor. Kendi çevremdeki tırmanışa sert tabanlı ayakkabılar ile başlayanların genellikle yüzey basış tekniklerinde zorlandıklarını gözlemlediğimi de eklemek isterim.

Bunların yanında tırmanılan kaya tipi, tutamağın mumlaşması, ayakkabınızın tabanının ne kadar temiz olduğu, hava sıcaklığı vb. çeşitli etkenler de yüzey basış performansını etkileyen faktörler arasında.

 

EL VE AYAK SIKIŞTIRMA TEKNİKLERİ (JAMING)

El ve ayakların kullanımına ilişkin eklenecek bir başka teknik ise sıkıştırma tekniği. Çatlak sistemlerine gerek ellerin gerekse ayakların çeşitli biçimlerde sıkıştırılarak kullanılmasına ilişkin olan bu teknik, çatlağın biçimine göre kendi içinde bir çok  türe sahiptir. Kimi zaman parmakların kimi zaman ellerin ve hatta tüm kolun sıkıştırılması gerektiği olur. Keza aynı şey ayakları için de gereklidir.


© 2005 Tüm hakları Karga Reklamcılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.'ne aittir.