| Yazı:
Burak Özdoğan |
|
Sıkça
Karşılaştığımız Tutamak ve Basamaklar |

Kimi zaman gözlerimizden yaşlar gelinceye dek acıtırlar
canımızı; parmak derilerimizi en alt tabakasına kadar
törpülerler. An olur ulaşılmazdırlar sanki; çaresiz
gözler ile süzeriz onları, an olur misafirperverce kucak
açarlar, yanlarına vardığımızda şükrederiz Tanrıya.
Yapay ya da doğal, acı ya da huzur verici, kaygan ya da
yapışkan; her ne biçimde olursa olsunlar, birçoğumuz
için belki de bir ibadet halini almış tırmanış sporunda
en büyük dostlarımızdır tutamaklar. Onların varlığı ve
kaya üzerindeki dağılımları rotaların zorluğuna etki
ederken, yoklukları ise bir yeri tırmanılamaz kılar.
Hamlelerin mekaniği ve sergilenen figürlerin
estetiğinden, kullanılacak eklem ve kas gruplarının
belirlenmesine, serbest stil ile yapay stil arasındaki
sınırın çizilmesine kadar, tırmanışın bel kemiğini
oluşturur tutamaklar. Peki, hayallerimizdeki hamlelerin
yapı taşı olan bu dostlarımız hakkında neler biliyoruz?
Onları ne kadar tanıyoruz?
TUTAMAK NEDİR?
Bir şeyin tutamak (ya da
basamak) olarak adlandırılabilmesi için, ağırlığımızın
bir kısmını ona aktarabiliyor olmamız ya da kısaca onu
tutabilmemiz veya ona basabilmemiz yeterlidir. Buna
karşın, bir tutamağın tutulabilir veya basılabilir
olabilmesi ise hem tırmanışçının ustalığına (yeterli
parmak kuvveti, tutuş ve basış tekniklerinde yetkinlik,
tutamağa erişebilecek esneklik vb.) hem de
tutamağın tipine bağlıdır. Tırmanışçı, bedenini
türlü şekillere sokarak, kararlı formu ve değişmez
tipi ile önünde duran tutamağa uyum sağlamak ve ona
tutunabilmek için yeteneğini konuşturur. Kimi zaman
gerçek bir görsel şölene dönüşen bu uyum sürecinde,
sabit bir değer olan tutamak, taviz vermeyen
katı bir kural koyucudur. Boynu kıldan ince olan
tırmanışçıya ise bu kurallara riayet etmek kalır sadece.
KURAL KOYUCUNUN
ELEMANLARI:
TUTAMAK TİPİNİ
BELİRLEYEN UNSURLAR
Tutamak tipleri, gerek
doğal kayada gerekse yapay duvarda, dört temel kriterin
bir araya gelmesi ile belirlenir ve ortak özelliklerine
göre de isimlendirilerek birbirlerinden ayrılırlar.
Tutamağın tipini belirleyen bu özellikleri gözden
geçirelim.
a)
Form –
Bir tutamağın tipini
belirleyen en önemli özelliktir. Bize, tutamağın kaya
üzerindeki bir çıkıntıdan mı yoksa girintiden mi meydana
geldiği, çeşitli büyüklüklerdeki deliklerden mi yoksa
pozitif eğimli bir yüzeyden mi oluştuğu türünden
bilgiler verir. Form, tutamağın hangi tutuş tekniğine
uygun olduğu hakkındaki en belirleyici kriterdir.
Tutamaklar isimlendirilirken de genellikle form
özelliğinden yola çıkılır.
b)
Açı –
Tutamağın tutulabilir yüzeyinin yer düzlemi ile yaptığı
açıyı anlatır. Bu açıya bağlı olarak tırmanışçının tutuş
yönüne göre vücudunu uygun pozisyona sokması ve
uyguladığı kuvvetin yönünü de doğru ayarlaması gerekir.
Örneğin, tutuş yüzeyi yer ile paralel olan kenar
formundaki bir tutamak, aşağı doğru kuvvet uygulayarak
tutulabilirken, bu tutamak 90 derece saat yönünde
döndürülürse, tırmanışçının sola doğru bir kuvvet
uygulaması, vücudunu sola yatırması gerekebilir.
c)
Boyut –
Tutamağın derinliği[1],
et kalınlığı, kenar genişliği[2],
kullanılan yüzey alanı vb. ölçülerini ifade eder. Bir
tutamağın boyutu, onu tutmak için göstereceğimiz
yaklaşımı kökten değiştirebilir. İçine iki elimizi
sokabildiğimiz dev bir cebe (kova) sıçrayarak ulaşabilir
iken, içerisine sadece tek parmak girebilecek kadar ufak
bir cebe (mono) ise temkinli ve statik bir biçimde
yaklaşmayı tercih ederiz. Büyükçe bir cep, rotadaki iyi
bir dinlenme noktası olabilirken, dar ve sığ bir cep
rotanın kilit hamlesini oluşturabilir. Bu anlamda,
tutamağın boyut özelliği hem onu tutuş yöntemimizi hem
de rota üzerindeki stratejimizi etkilemektedir.
d)
Eğim –
Tutamağın
tutulabilir düzlemi ile yer düzlemi arasındaki saat
yönlü açıdır. Genellikle, tutulabilir yüzey yer düzlemi
ile paralelse (0 derece) ya da cep hissiyatı oluşturacak
şekilde 90 dereceye yaklaşıyorsa tutamağın tutuşu
kolaylaşır. Bu açı, ters yönde arttığındaysa tutuş
yüzeyi pozitifleşen tutamak, slopsu bir hal alır ve
tutuş nispeten zorlaşır. Parmakların kayma ihtimali
arttığından pozitif eğimli bir tutamağa tutunabilmek
için kaliteli bir deri sürtünmesi, doğru kuvvet yönü ve
iyi bir denge şart olmaya başlar.
Bu dört ana özelliğin yanında, tutamağın tipini olmasa
da tutamağın tutuş kalitesini etkileyen iki özellik de
dikkate alınmalıdır:
Sürtünme –
Tutamağın sürtünme
katsayısıdır. Tırmandığımız kayanın cinsine göre tutamak
yüzeyinin sürtünmesi de farklılıklar gösterir.
Kireçtaşı, granit, kumtaşı vb. kaya cinslerinin
birbirlerine göre sürtünme katsayıları farklıdır.
Ayrıca, sıkça tırmanılan rotaların tutamakları zamanla
mumsu bir hal alarak kayganlaşabilir. Sürtünmesi az olan
bir tutamağı tutmak sürtünmesi fazla olan bir tutamağı
tutmaktan aşikardır ki daha fazla güç isteyecektir.
Nitekim, elimizin kaymaması için daha fazla bir kuvvet
uygulamamız ve sürtünmeyi bu şekilde arttırmamız
gerekir. Magnezyum tozu bu noktada, sadece elin
kaymasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda sürtünmeyi
arttırdığından tırmanışçıya daha az bir kuvvet ile
tutamakta durma imkanı tanıyarak enerji tasarrufu da
sağlar.
Yapay / Doğal –
Tutamağın
doğal kayada bulunması ya da yapay tutamak olması
özelliği. Yapay tutamak sektöründe, doğada belki de asla
karşılaşamayacağımız tiplerde tutamaklar üretilmektedir:
Fil, hipopotam, kadın budu köfte vb. özgün şekillere
sahip olan ürünler, yaratıcı tutuş yöntemleri
(kombinasyon tutuşları) kullanmamızı gerektirirler.
Ancak, her ne kadar yaratıcı olsalar da, bu sıra dışı
tutamakların dahi sıkça karşılaştığımız bir takım temel
tutamak ve basamakların türevleri olduklarını
söyleyebiliriz.
TEMEL TUTAMAK VE BASAMAK TİPLERİ
Yukarıda sıraladığımız
bu temel kriterler bakımından ele alındığında, ortak
özelliklere sahip olan ve sık sık karşımıza çıkan
tutamak ve basamaklar, kendi içlerinde sınıflandırılarak
özel isimler ile adlandırılmaktadırlar. Bu
sınıflandırma, biz tırmanışçılar arasındaki iletişimi
güçlendirerek birbirimizi anlamamızı daha da
kolaylaştırmaktadır. Böylelikle herhangi bir tutamağın
ismi telaffuz edildiğinde onu nasıl ve ne şekilde
tutabileceğimizi rahatlıkla tasavvur edebilir, rotaların
kilitlerini daha anlaşılır bir şekilde betimleyebiliriz.
Aşağıda bahsi geçen
temel tutamak ve basmakları Türkçe olarak
isimlendirirken, ülkemizde spor tırmanışın öncü mekanı
olan Ballıkayalar bölgesindeki jargonu baz almaya
çalıştım. Öyle tahmin ediyorum ki, ülkemizin farklı
noktalarında aynı tutamağın başka başka isimler ile
anıldığı da oluyordur. Fakat, bu farkın uçurum teşkil
edecek kadar büyük olduğunu sanmıyorum. Tutamakları
incelerken, Türkçe isimlerinin yanında parantez açarak
tutamakların İngilizce kaynaklardaki karşılıklarına da
yer verdim. Örneğin : Ters Cep (eng. Undercling)
KENAR ya da SET (eng.
EDGE) –
Tırmandığımız coğrafyaya göre değişmekle birlikte en sık
karşımıza çıkan tutamak tipidir. Kireçtaşı ve arduaz,
kenar tutamak tipi ile en sık karşılaşabileceğimiz kaya
yapısıdır. Boyutuna bağlı olarak kapalı, açık ya da uzun
tutuşlar ile kullanılabilir. Genelde tutuş yüzeyi, yer
yüzüne paralel olduğundan tutamağı aşağıya doğru bir
kuvvet uygulayarak tutarız. Tutamağın derinliği, tutuşun
zorluğunu etkileyen bir diğer unsurdur. Kenar tipi
tutamaklarda, derinlik azaldığında tutuşun zorluğu da
artacaktır. Eğer tutamak derinliği, parmakların ilk
boğumunun yarısından daha az ise baş parmakla
desteklenen ve eklemlere oldukça yük bindiren kapalı
tutuşları kullanmak şart olur. Derinlik arttığındaysa
tutamağın tutulması kolaylaşacağından, tutamak
rahatlatıcı bir özellik kazanarak tırmanışçıya iyi bir
dinlenme pozisyonu yaratabilir. Derinliği fazla olan bu
tip kenarlar, “set” olarak da adlandırılırlar.
Boyut bakımından
tutamağın genişliği, bir diğer önemli kriterdir.
Dar bir tutamak, daha az sayıda parmak kullanmamıza izin
verdiğinden kullanılan az sayıdaki parmağa daha fazla
yük binmesine neden olarak işimizi zorlaştıracaktır. İki
parmak genişliğindeki bir tutamakla karşılaştığımızda,
yüzük ve işaret parmaklarımızın üzerine orta parmağımızı
koyarak tutuşumuza destek verebiliriz. Daha dar bir
kenarda ise işaret parmağımızın üzerine orta parmağımızı
koymak iyi bir çözüm olabilir.
Kenarlar, basamak olarak ele alındığında ise pozisyona
ve hamleye bağlı olarak iç, dış ya da nadiren burun
basış teknikleri ile kullanılabilirler. Genişliği ve
derinliği fazla olan iri kenarlar, bize çok fazla özen
gerektirmeden ayaklarımızı basamağa yerleştirme şansı
tanırlar. Bu derinlikteki basamaklar, ayrıca eğimin
negatif olduğu –bilhassa 120 derecenin üzerindeki-
rotalarda topuk kullanmayı (heel hook) da olanaklı
kılarlar. Basamak derinliğinin azalması ise bizi,
konsantre ve iyi bir gözlem gerektiren dengeli basışlara
sevk eder.
MİKRO ya da SETÇİK (eng. CRIMPER, MICRO) –
Derinliği oldukça sığ olan, keskin kenarlı, kapalı tutuş
dışında herhangi bir şekilde tutmanın neredeyse imkansız
olduğu ufak tutamak tipidir. Kenar tipi tutamaklar ile
form olarak aynı olmakla birlikte tek farkı boyutudur.
Mikroların tutuş kuvvet yönü genellikle aşağısıdır.
Parmak eklemlerini oldukça zorlayan ve dikkatli
tutulmadığında sakatlanma riski barındıran bu yorucu
tutamaklar üzerinde uzun soluklu çalışıldığında,
eklemlerde sıvı birikmesinden kaynaklanan şişkinlikler
oluşabilir. Tombikleşen parmaklarımızı kapattığımızda
ağrı veren bu durumda şişlikler inene kadar
dinlenmemizde sonsuz fayda vardır. Sorun devam ettiğinde
ise bir uzmana başvurmak gerekir. (Kastettiğim uzman bir
doktor; Doğan Palut ya da iyi tırmanan bir başka
tırmanışçı değil.)
Mikrolar, acımasız keskinlikleri ile parmak derisinin de
en büyük düşmanıdır. Hele hele yorgun iken bu tür
tutamaklarda çalışıldığında, parmaklar tutamak üzerinde
normalden daha fazla kaydığından deriler hepten telef
olur. Parmaklarınıza baktığınızda façayı andıran enine
yarıklarla karşılaşabilirsiniz.
Mikrolardan oluşan bir rotada çalışacaksak, parmaklara
çapraz sarılan flaster ile tendonları destekleyerek
tutuşumuza ekstra bir güç katmamız mümkündür. Özellikle
sakatlıktan yeni çıkmışsanız ya da parmaklarınız aşırı
yorgun ise, flaster kullanmak iyi bir çözüm olabilir.
Fakat, elbette ki sağlıklı olanı iyileşene dek bu tip
tutamaklardan uzak durmamız ve dinlenmemizdir.
Birçok rotada başarı ya da başarısızlığa ilişkin
kaderimizi çizen mikrolar, dünyaca ünlü tırmanış
rotalarının da kilitlerini süsler. Özellikle sert
boulder problemlerinde mikroların ayrı bir yeri vardır.
Dünyanın en zorlu boulder rotalarından biri olan, Chris
Sharma’nın Mandala (V14+)’sı da bunlardan biri.
Bu güne dek bir çok tırmanışçıyı geri püskürten
problemden, Jordan Davis’de nasibini almış:
“Mandala’yı sadece on dakika deneme şansım oldu. Ertesi
gün parmaklarım rotayı bir daha deneyemeyecek kadar
tıraşlanmıştı. Mandala’nın,
bir mikroya atlayarak başlayan
hamlesini en fazla dört kez deneyebildim. Ucundan
köşesinden yaklaşamadığım bu hamleye baktığımda
Mandala’nın dünyanın en zor boulder rotalarından biri
olduğunu söyleyebilirim. İyi bir antrenman yaparsam bu
hamleyi belki başarabilirim... Belki de asla yapamam...”
Mikroları, dyno yaparak tutmak -usta tırmanışçılar
dışında- neredeyse imkansızdır. Bu yüzden fırsat varsa
statik uzanılarak tutulmaya çalışılırlar. Fakat dengeli
deadpointler
[3]ile de tutulmaları mümkün
olmaktadır.
Mikrolar, ayaklar için de ayrı bir zorluk teşkil
ederler. Boyut itibari ile küçük olmaları, ayakların
dikkatli ve hassas bir şekilde yerleştirilmesini
gerektirir. Aksi halde, ya ayaklarımız aniden kayıp
gider ya da ayaklarımıza güvenemediğimizden
ağırlığımızın büyük kısmını kollarımıza aktarıp,
hamleleri ekonomik olmayan bir biçimde icra ederiz. Bu
da, çok daha çabuk yorulmamıza neden olur.
Mikrolar,
pozisyon ve hamleye bağlı olarak, iç,dış ya da nadiren
de olsa burun ile basılabilirler. İç basışlarda
çoğunlukla yükü başparmak taşır. Boreal’in Stinger
modeli ve buna benzeyen bükümlü ayakkabılarda,
tasarımdan ötürü yükün büyük bir kısmı başparmağa
odaklanır ve bu tür basamaklardaki ayak oyunlarında
tırmanışçıya hayli fayda sağlar.
Mikrolara
verimli bir basış için en önemli iki unsur, göz teması
ve hissiyattır. Ayağın, basamağa doğru şekilde
yerleştirilmesi, yani ağırlığınızı ayağınıza en fazla
aktarabileceğiniz bir basış, göz ve ayak arasındaki
iletişime büyük ölçüde bağlıdır. Göz vasıtası ile
alınan bilgiler tecrübelerin de katkısı ile yorumlanarak
ayağa -tabiri caizse- ince ayar yapılır. Bu noktada
gözümüzü, ayağı iyice yerleştirmeden başka bir noktaya
odaklamak (mesela yukarıdaki el tutamaklarına) hiç
beklemediğimiz bir anda ayağımızın kaymasına neden
olabilir. Bu, yeni başlayan tırmanışçıların en sık
yaptıkları hatalardan biridir. Bir tavsiye: Bastığını
göremeden başka şeye bakma, gözlerini ayaklarından alma!
Bu noktada
bir diğer kılavuzumuz da hissiyattır. Ayağımızı
basamağın üzerine değdirdiğimizde, dokunma duyumuz ile
elde ettiğimiz veriler, bize basamağın neresine, ne
biçimde basmakta olduğumuzu işaret eder. Eğer, kalın
tabanlı bir ayakkabı giyiyorsak, hissiyat azaldığından
bu verilerin şiddeti de azalır. Böyle bir durumda göz
temasının önemi daha da artar. Yumuşak tabanlı
ayakkabılarda ise hissiyat fazlası ile artar belki ama,
bu sefer de ayakkabı fazla yumuşak olduğundan mikrolara
basmak iyi bir ayak başparmağı kuvveti ister. Boreal’in
Matrix modeli ile Ballıkayalar’ın VIII+’lık SKALONGA
rotasına girmeyi denerseniz, bunu bizzat tecrübe
edersiniz. Kalın ve yumuşak tabanlı ayakkabılar arasında
seçim yaparken, dikkate alınması gereken önemli bir
husus da budur. Özetlemek gerekirse, mikrolarda, sert
bir orta tabanı olan asimetrik formlu ayakkabılar
verimli sonuç almamızı sağlarlar.
DİKEY
KENAR ya da YAN TUTUŞ (eng. SIDE PULL) –
Yukarıda
anlatılan kenar tutamak tiplerinden tek farkı yer
düzlemi ile yaptığı açının 90 derece civarında olması ve
bu nedenle tutuş kuvvetinin yanlara doğru
uygulanmasıdır. Böyle bir tutamak, sağa ya da sola doğru
kuvvet uygulanarak tutulmakla birlikte, bu yön, açıya
göre değişerek aşağı sola, aşağı sağa, yukarı sola ya da
yukarı sağa olacak şekilde de değişebilir. İngilizce
kaynaklarda bu tutamak, side pull olarak anılır;
bu aynı zamanda bir tutuş tekniğidir. Ben ve
arkadaşlarım genellikle bu tutuş için ‘yatmak’ fiilini
kullanırız. Bu tutuş tekniğinin uygulanabilmesi için,
tutamağın tutuş yapılacak yüzeyinin size değil, tamamen
ters istikamete bakması gerekir. Böyle olunca,
sağınızdaki bir dikey kenarı sağ eliniz ile
tutarken, tutuş kuvvetini sola doğru uygularsınız. Bu
durumda, pozisyona göre değişmekle birlikte, kolunuzu
dik tutarak sola doğru yatmak genellikle daha çok tercih
edilen ekonomik, rahatlatıcı bir duruş pozisyonudur.
Zira kolumuzu bükük tuttuğumuzda ağırlığımızı
eklemlerimiz yerine kaslarımız taşıyacaktır. Tabii bu
noktada kayanın bize sunduğu basamakların yeri de
belirleyici bir unsurdur.
Tırmanılan
rotanın eğimine bağlı olarak boylu boyunca giden dikey
bir kenarda, piaz tekniği uygulanarak tırmanıldığı da
görülür.
Dikey
kenarlarda ayakları kullanırken, baskı yönü yanlara
doğru olacağından, ağırlığımızı ayaklara aktarabilmek
için bir başka basamak tarafından destek ihtiyacı
hissederiz. Birbirine aynı yönde bakan iki dikey kenar,
sizi aralarına alacak kadar yeterli uzaklıkta iseler,
bacaklarımızı iki yandaki dikey kenarlara dışa doğru
açıp baskı uygulayarak kendimizi sıkıştırabiliriz. Bir
nevi baca tekniği olan ve İngilizce kaynaklarda
stemming olarak adlandırılan bu pozisyon iyi
uygulandığı takdirde yükü ellerimizden büyük ölçüde
alarak harikulade bir dinlenme imkanı yaratır.
Eğer bu
iki dikey kenar bacaklarımızı açarak aralarında
duramayacağımız kadar birbirlerine yakın iseler, bacak
açma (stemming) yöntemi artık işlemeyeceğinden, diz
düşürme -ya da İngilizce kaynaklardaki adı ile drop
knee- tekniği ile de işlevsel bir şekilde
kullanılabilir. Böylece iki basamak arasında hem
bedenimizi sıkıştırmış oluruz hem de popomuz kayaya
yaklaşıp ağırlık merkezimiz ayaklarımızın üzerine
aktarıldığından, çok daha az enerji sarf ederek ekonomik
bir şekilde durabiliriz.
TERS
KENAR (eng. GASTON) –
Kenar tipi
tutamaklar ile küçük bir fark dışında aynı özelliklere
sahiptir: Tutuş yüzeyi size doğru bakar. Diğer bir
deyişle, eğer tutamak yukarınızdaysa, tutuş yüzeyi
aşağıya, yanınızda ise tutuş yüzeyi size bakmaktadır.
İngilizce kaynaklarda bu tutamak, gaston olarak anılır;
bu aynı zamanda bir tutuş tekniğidir. Tekniğin ismi,
ünlü bir Fransız tırmanışçı Gaston Rebuffat’ın, bir
rotayı tırmanırken bu pozisyonda çekilmiş fotoğrafından
sonra konulmuştur. Gaston tekniğinde, tutamağı kendimize
doğru çekmek yerine onu iterek tutarız. Bu esnada
dirseğiniz dışarıya (yana), başparmağınız da yere
bakar. Tutamağa, itmeye yönelik ters baskı
uyguladığımız için tırmanış sırasında çok sık
kullanmadığımız kas gruplarını devreye sokarız.
Gaston
tutuşlar içinde, en sık karşılaşılan tip, dikey bir
kenarın omuz açıklığınız arasında ve alın hizanızda
olduğu durumdur. Bunu, otomatik bir asansör kapısını iki
eliniz ile tutup açmaya çalıştığınız anda, bir elinizi
bıraktığınızı düşünerek, ortaya çıkan tabloyu gözünüzün
önüne getirip canlandırabilirsiniz. Böyle bir durumda
eli kullanarak gaston ile tutulan bir tutamak, eğer
onun sağına geçip, el değiştirerek onu sol el ile
tutarsanız yukarda anlatılan sidepull (yatış) tutuş
tekniği ile tutulabilir.
Basamak
olarak ele alındığında dikey kenarda anlatılan yöntemler
ters kenar için de geçerlidir. Öte yandan, bir ters
kenar ile bir dikey kenar bisiklet adı verilen teknik
ile iki ayağı kullanarak da değerlendirilebilir.
Bisiklet tekniğinde, ayağınızın biri ile dikey kenarı
iterken, öbürü ile ters kenarı ayağınızın üst kısmı ve
ucu ile çekersiniz (eng. toe hook). Bu şekilde
oluşan kontra balans[4]
sayesinde alt vücut kayaya kilitlenir. Özellikle negatif
eğimli veya tavan tipi rotalarda bir hayli işlevsel bir
tekniktir.
CEP (eng.
POCKET) –
Parmaklarımızı içine sokarak tuttuğumuz tutamak tipidir.
Kumtaşı ve kireçtaşı, cep tipi tutamakların en çok
bulunduğu kaya yapısıdır. Cep kelimesi, genellikle tutuş
kuvvet yönü aşağı olan cepleri anlatmak için kullanılır.
Derinliğine ve genişliğine bağlı olarak parmaklarımızın
tamamımı içine sokabileceğimiz ceplerden sadece tek bir
parmağın ilk boğumunu içerisine sokabileceğimiz ufak
ceplere kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Çoğunlukla,
cep tipi tutamaklar tırmanışçının yüreğine su serpen
rahatlatıcı tutamak tipleridir. Mikrolardan oluşan zorlu
hamlelerin ardından karşınıza çıkan bir cep, size derin
bir oh çektirir. Bunun nedeni, tutuşun bio-mekanik[5]
avantajıdır: İyi bir cepte yapmanız gereken yegane şey,
parmaklarınızı bükülü tutarak kaslarınızdan çok parmak
eklemlerinizi kullanmanızdır. Bunu, barfiks barı
elleriniz ile iyice kavrayarak çekmek ile, barı
parmaklarınız açık olarak tutup çekmeniz arasındaki
farkı düşünerek daha iyi anlayabilirisiniz. Her ne kadar
rahatlatıcı da olsa elbette ki bu pozisyonda da uzun
süre kaldığımızda yorulmamak elde değildir. Bilhassa
tırmanışa yeni başlayan tırmanışçılar, dinlenmek adına
ceplerde gereğinden fazla kalmak eğilimine girerek bir
süre sonra dinlenmek yerine yorulmaya başlarlar.
Cepler
şekil itibari ile delik biçiminde de karşımıza
çıkabilirler. Delik cepler, genellikle çok büyük
olmadıklarından tutuşları daha yorucudur. Hatta tek
parmaklık cepler silsilesi bırakın dinlenmeyi karşımıza
aşılması zor bir kilit pasaj olarak da çıkabilir.
Mikrolar
gibi küçük ve zor tutamaklarda hatalı bir tutuşun geri
dönüşü pek olmaz, acı sonla buluşmanız an
kaçınılmazıdır: Game Over! Fakat, orta
büyüklükteki bir cebi tutmak, onu kötü bir biçimde de
tutsanız rahatlatıcı özeliğinden ötürü ekseriya size
bunu tolere edebilme şansı tanır. Bu cici özellikleri
ile cepler, kimi zaman size dinamik hamleler ile onlara
atlama imkanı da tanırlar. Şefkatli bir anne gibi
koyunlarına atlayan size kucak açarlar! Bu kucak açışın
sıcaklığı ise, cebin derinliği ve genişliğine bağlı
olarak değişecektir: Ana var; ana var!
Cepler,
basamak olarak iç, dış ve burun basış teknikleri ile
kullanılabilir. Ancak, özellikle delik tipli ufak
ceplerde burun basış tekniği ön plana çıkar. Hal böyle
olunca da burun basış tekniğinde yetkin olmanız ve
ayağınızı iyi saran bir tırmanış ayakkabısı giymeniz
farz olmaktadır. Ayak ucunuz ile cebe basarken, ayak
bileğinizi rijid bir şekilde tutarak, bükülmemesini
sağlamanız gerekir.
Delik
ceplerin bir diğer zorluğu da çıkıntı yapmadıkları için
onları kaya üzerinde görebilme zorluğudur. Tırmanışçının
kayadan açılıp, gizli cepleri keşfetmesi gerekebilir.
KOVA ya
da SAKSI (eng. BUCKET) –
Ceplerden
tek farkı boyutudur. İçerisine iki elinizi birlikte
tamamen sokabileceğiniz kadar geniş ve derin cepleri
anlatmak için kullanılır. Yapay duvarlardaki boulder
müsabakalarının son hamlelerinde çok sık kullanılır.
Seyirciye şov maksatlı double dyno[6]
uçuşları sunmak istendiğinde ideal bir tutamak tipidir.
Spor bir rotada ise böyle bir cep ile karşılaşmak adamı
neredeyse imana sevk eder. Ayaklarda ise özellikle topuk
tekniği için idealdirler.
BOYNUZ
(eng. JUG) –
Adından da
anlaşıldığı üzere irice bir öküz boynuzunu andırır.
Muzip tırmanışçıların başka(!) objelere benzettiği de
olur. Boynuzlar, eliniz ile tamamen kavrayıp
asılabileceğiniz, oldukça ferahlatan bir tutamak
tipidir. Doğal kayada bu tip bir tutamak ile karşılaşma
şansımız çok fazla olmamakla birlikte, yapay duvarlarda,
özellikle rotaların bitiş hamleleri veya tavan
rotalarında sık sık karşımıza çıkarlar. Boynuzlarda,
eğer elinizi boynuzun arkasına yüzü size bakacak şekilde
sokabilirseniz, parmaklarınızı dinlendirebileceğiniz
harika bir pozisyon da yaratabilirsiniz.
TABAKA
(eng. FLAKE) –
Kaya
yüzeyinden bir tutamak oluşturacak biçimde dışarıya
doğru çıkıntı yapan tabakalardır. Kimi zaman bir cep
kimi zaman da kenar tipi tutamak oalrak karşımıza
çıkarlar. Tabakalarda dikkat edilmesi gereken en önemli
unsur, tutamağın kırılma ihtimaline karşın tutamağı
dışarı doğru değil, köküne doğru kuvvet uygulayarak
tutmaktır. Tabii ki sağlam tabakalarda buna riayet
edilmeye de bilinir. Kilit hamlelerde kırılan ya da
kırılma riski olan tabaka tipi tutamaklar epoksi vb.
malzemeler ile kayaya yapıştırılabilirler.
Ballıkayalar’daki Topuz (IX- / IX) rotasının
girişindeki kilitte, kırılmaya karşı epoksi ile
yapıştırılmış bir tutamak mevcuttur.
KOMBINASYON (eng. COMBINATION) –
Yapay
duvar ya da doğal kayada karşımıza çıkan ve bizi aynı
tutamakta birden çok tutuş tekniğini icra etmeye
zorlayan tutamak tipleridir. Örneğin, işaret ve orta
parmağınız kapalı tutuş yaparken yüzük parmağınız bir
delikte olabilir. Ya da iki tane birbirine çok yakın ama
ters istikamete bakan dikey kenar, pinç yaparak
birleştirilip tutulabilir.
|
TUTAMAK (TÜRKÇE) |
İNGİLİZCE |
TUTUŞ TİPİ
|
BASIŞ TİPİ
|
KENAR ya da SET
|
EDGE
|
Kapalı, açık ya da
uzun tutuş |
İç, dış ya da burun
basış |
|
MİKRO |
CRIMPER, MICRO |
Kapalı tutuşlar
(Köpek tutuşu) |
İç ve dış basış.
Nadiren burun basış |
|
|
SIDE PULL |
Yan Tutuş, yatarak
tutuş. Kapalı, açık ya da uzun tutuşun yanal olarak
uygulanması |
Burun takış (toe
hook), bacak açış (stemming) |
|
TERS KENAR |
GASTON |
Ters baskı ya da
Gaston |
Burun takış |
|
TERS CEP ya da
TERS YARIK |
UNDERCLING,
UNDERCUT |
Ters tutuş |
Burun takış,
bisiklet tekniğinde de kullanılır |
|
CEP |
POCKET |
Kavrayarak. Ufak
ceplerde açık tutuş |
İç, dış veya burun
basış |
|
DELİK |
MONO |
Uzun tutuş |
Burun basış |
|
KOVA |
BUCKET |
Kavrayarak |
Edging, Heel Hook |
|
BOYNUZ |
JUG |
Kavrama |
İç, dış veya burun
basış. Topuk takarak |
|
TABAKA |
FLAKE |
Kapalı, açık veya
uzun tutuş |
İç ve dış basış.
Nadiren burun basış |
|
SLOP ya da YÜZEY |
SLOPE |
Açık Tutuş nadiren
kapalı tutuş |
Friksyon |
|
GÖĞÜS |
KNOB |
Pinç ya da açık
tutuş |
Friksyon
|
|
SİVİLCE |
PINCH |
Pinç |
İç ve dış basış.
Nadiren burun basış |
|
PİNÇ(İK) ya da
MENGENE |
PINCH |
Pinç |
İç ve dış basış.
Nadiren burun basış |
|
KİTAP
|
PINCH |
Pinç |
|
|
TUFA ya da
KOLONET |
TUFA |
Pinch |
Friksyon ya da
ayaklar ile kilitleyerek |
|
DİKEY ÇATLAK |
VERTICAL CRACK |
? |
|
|
YATAY ÇATLAK |
BREAK |
|
|
[1] Derinlik :
Tutuş yüzeyinin (ya da delik derinliğinin)
parmakların boylu boyunca ne kadar bir kısmını
kullanmaya izin verdiğidir. Derinliğin artması
tutuşu kolaylaştırır.
[2] Genişlik :
Tutamağın enine uzunluğudur. Genişlik arttıkça daha
fazla parmak tutamakta kullanılabileceğinden tutuşu
kolaylaştırıcı bir etkisi olur.
[3] Deadpoint :
Wolfgang Güllich tarafından popülerlik kazanmış
oldukça sık kullanılan bir tırmanış tekniğidir.
Vücudumuzu kayadan uzaklaştırıp ani bir çekiş ile
kayaya doğru yaklaşırız. Hızımızın tam sıfır olduğu
noktada neredeyse ağırlıksız iken, elimizle hedef
tutamağa uzanarak onu tutarız.
[4] Kontra balans :
Karşılıklı kuvvetler uygulayarak kayada sağlanan
denge. Örneğin bir el iterken öbürü çeker ya da sağ
ayak ile sağa baskı yaparken sol el ile sola baskı
yapılır. Örnekler çoğaltılabilir.
[5] biomekanik
avantaj : Bedenimizden kaynaklanan avantajlı
pozisyonlar, tutuş ve basışlar. Örneğin,
dirseklerimizi arkaya doğru kaldırarak yapılan
kapalı tutuşlar (eng. Batweing) sırt kaslarından
istifade ettiğinden tutuşun gücünü arttırır. Aynı
şekilde, bir tutamağı göğsümüze yaklaştırarak
tutarsak tutuş gücü artacaktır.
[6] Double Dyno :
Tırmanışçının, iki elini birden kayadan bırakarak
uzaktaki bir tutamağı, sıçrayarak iki elle
yakalaması.
|
|